Bütün bu genel çizgi içinde kaçıran ve kaçırılan elbette insani bir ilişkiyi paylaşıyor (Stockholm sendromu da diyebiliriz). Öte yandan güvenlik birimleri, yerel polis teşkilatı üyeleri ve bir FBI ajanı devreye giriyor ve basın da bu malzemeyi alabildiğine değerlendiriyor. Bu arada Tony’nin bir tür vicdan olarak gördüğü radyo programcısı Temple da (gerçek karakterin ismi Fred Hackman) vakayı hem aktarıyor hem de kamuoyu vicdanı için önemli bir rol oynuyor.
Çaresizlikten işlenen suçlar sinema için bildik bir konu. Özellikle ezildikçe ezilen ve nihayetinde patlama noktasına gelip eyleme geçen karakterler en masumundan en psikopatına (son örneklerden biri ‘Joker’di) bir hayli resmi geçit yapmıştır. Bu genel tablo içinde Tony Kiritsis gönülçelen bir profil çiziyor. Bu duruma da genç senarist Austin Kolodney’nin metni öncülük etmiş tabii ki. Film bu tatlı kaçık karaktere hafiften acımış gözüküyor ama eylemini de bir kahramanlık gösterisi olarak sunmuyor.
Stil ve atmosfer olarak 70’lerin klasiklerinden, başrollerini Al Pacino ve John Cazale’in paylaştığı, Sidney Lumet imzalı ‘Köpeklerin Günü’nü (Dog Day Afternoon, 1975) hatırlatan ‘Kopma Noktası’nın bence en iyi yanı, döneminin havasını başarılı bir şekilde yansıtması olmuş.
‘Kopma Noktası’ o günlerden bugünlere ne söylüyor derseniz; kapitalizm hâlâ gezegenin her yerine hâkim ve Amerikan rüyası denen illet, yoksul kitleler için hâlâ bir umut kapısı. Kiritsis o dönemin yoksuluydu ve sisteme öfkesini kendince dile getirmişti. Öte yandan onun öyküsü toplum nezdinde ilgi ve destek görmüştü. Genel çerçevede kitlelere iyimserlik, geleceğe ilişkin umut hâkimdi. Şimdilerde böyle bir kamuoyu ve vicdan var mı, işte orası şüpheli sanırım...
Ve diğer seçenekler...
- 90’lardan günümüze uzanan korku serisinin yeni adımı ‘Çığlık 7’de (Scream 7) maskeli katil bir kez daha ortaya çıkar, hikâyenin klasik karakterlerinden Sidney Prescott’ın kızını hedef alır. Kevin Williamson imzalı filmde Neve Campbell, Courteney Cox, Isabel May ve Jasmin Savoy Brown rol alıyor.
- Baz Luhrmann’ın yönettiği ‘EPIC: Elvis Presley Konserde’ (EPIC: Elvis Presley in Concert) ünlü müzisyenin yeni keşfedilen, uzun süredir kayıp görüntülerinin olduğu yepyeni bir sinema deneyimi.
- New Jersey, Dublin ve Paris’te geçen üç ayrı bölümden oluşan bir yapıya sahip ‘Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş’ (Father Mother Sister Brother) yetişkin çocukları ve onlara mesafeli duran ebeveynlerini mercek altına alıyor. Geçen yıl Venedik’te Altın Aslan ödülünü kazanan Jim Jarmusch imzalı çalışmada Tom Waits, Adam Driver ve Cate Blanchett var.
- Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği ve Yetkin Dikinciler, Mine Çayıroğlu, İlkin Tüfekçi ve Levent Özdilek’in başrollerini paylaştığı ‘Parçalı Yıllar’ 1975’te erotik filmlerin sarıp sarmaladığı Yeşilçam ortamında tiyatro kökenli Aytekin’in eşinin hastalığıyla yaşadıklarını anlatıyor.
- Haftanın menüsündeki diğer yapımlar şöyle: ‘7 Büyük Günah’ (Yön: Serdar Akar), ‘Kıbrıs Türküsü’ (Yön: Özer Feyzioğlu), ‘Arco’ (Yön: Ugo Bienvenu), ‘Uzun Kuyruk Marsupilami’ (Marsupilami/Yön: Philippe Lacheau), ‘Tavşan Luna: Kalp Adası’ (Yön: Buğra Kekik).
16 dalda Oscar’a aday gösterilen ‘Günahkârlar’ (Sinners/Yön: Ryan Coogler) da tekrar gösterime çıkıyor.