DUYGULARIM NE DİYOR GERÇEKLER NE DİYOR
Önce duygularımı yazayım:
- İran yensin, İran’a saldıranlar pişman olsun İSTİYORUM.
- İran’ın füze stokları hiç bitmesin İSTİYORUM.
- İran’ın taktik ve stratejileri tutsun İSTİYORUM.
- İran’daki toplumsal birlik havası hiç bitmesin İSTİYORUM.
- İran’ın istikrarsızlaştırılmasına yönelik planlar tutmasın İSTİYORUM.
- İran’ın etkili füze saldırıları devam etsin İSTİYORUM.
- İran asla ve kata yenilmesin, teslim olmasın İSTİYORUM.
Beş gündür yaptığım şeyler şunlar:SÜREKLİ kendi kendimi gaza getirmek. SÜREKLİ Devrim Marşları dinlemek. SÜREKLİ Hamaney’in şehitlik üzerine yaptığı konuşmaları dinlemek. SÜREKLİ İran’ın başarılarını anlatan paylaşımları okumak. SÜREKLİ İran meydanlarındaki devasa gösterilerin görüntülerini izlemek.
Peki ama ya acı gerçekler?
Onlardan ne kadar ve nereye kadar kaçabilirim?
Kaçamadığım acı gerçekler maalesef şunlar:
- İran yerle bir ediliyor. Askeri karargahları vuruluyor, donanması vuruluyor, füze rampaları vuruluyor. Taş taş üstünde bırakılmıyor.
- Hakan Fidan çok haklı: İran’ın teknolojik yetenekleri sınırlı. Kendi gökyüzünü koruyamıyor. Saldıran ile saldırılan arasında devasa bir teknolojik kabiliyet farkı var.
- İran, uzun bir süre böyle bir bombalamaya maruz kaldığında çıkacak tablo şudur: Rejimi çökmemiş ama kolu kanadı kırılmış, yerle bir edilmiş bir İran.
- Bu hale getirilmiş İran’da rejim yıkılsa ne olur yıkılmasa ne olur? Trump / Netanyahu ikilisinin yeni amaç ve hedefi, galiba İran’ı dümdüz etmek.🤫