Yaptırım yoksa güç büyür bu keşif tehlikelidir
DAHA geçenlerde yazdım.
Mattia Ahmet Minguzzi cinayetinin üzerinden bir yıl geçmemişti yine aynı yaşlarda Atlas Çağlayan cinayetini konuşuyorduk.
Türkiye’nin en iyi iletişimcilerinden Salim Kadıbeşegil ile sohbet ederken “Son yıllarda artan şiddeti nasıl okumalıyız?” diye sormuştum.
Cevabı kısa ama sarsıcıydı.
“Bugün akran zorbalığı yapanların önemli bir bölümü ilerleyen yıllarda bulundukları ortamları sosyal teröre dönüştüren insanlar oluyor.
O gün kulağımda kalan bu cümle, Çekmeköy’den gelen bir haberle yeniden zihnimin ortasına oturdu.
Bir meslek lisesinde...
44 yaşındaki biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısıyla hayatını kaybetti.
Failin ilk ifadesi ürpertici.
“Rastgele bir sınıfa girdim. İlk kimi gördüysem ona saldırdım. Yanımda zaten her zaman bıçak taşırım.”
Soruyorum.
Bir genç neden yanında “her zaman” bıçak taşır?
Ve...
Bu sorunun cevabı bugünün meselesi midir?
Bir ortamın, bir ihmal zincirinin sonucu değil mi?
Bence öyle.
Akran zorbalığı dediğimiz şey çoğu zaman küçük bir okul meselesi gibi görülür.
Oysa bu mesele toplumun karakterini ilgilendirir.
Okul bahçelerinde başlar.
Harçlığı zorla alınan çocuklarla, yemeği elinden alınanlarla; şikâyet ederse daha büyük şiddet görenlerle devam eder.
Zorbalık yapan çocuk çok erken bir şey keşfeder.
Yaptırım yoksa güç büyür.
Bu keşif tehlikelidir.
Sonra da bu bir güç modeli haline gelir.