Bu da işgüzarlık
Bağdat Caddesi’ndeki bir işletme, iddiaya göre kahve içmek isteyen bir müşteriyi kabul etmemiş.
‘Yemek yemeyecekseniz, alkol almayacaksanız, kahve satışımız yoktur’ demiş.
Bazı yerler yemek servisi yapar ve onlar sadece kahve müşterisi almayabilir bunu anlarım.
Ama kafe statüsünde olan yerler müşteriyi yemeğe zorlayamaz.
Hele ki menüde kahve yazıyorsa bunu hiç yapamaz.
Yazmayacaksın o zaman menüye kahve, çay...
Yazıyorsan oturtacaksın müşteriyi.
Kaldı ki Ramazan ayındayız insanlar yemeklerini evde yiyip gelip kahve içmek isteyebilir, bu en doğal haklarıdır.
Onları başka şeye zorlamak ise yapılacak en büyük ayıplardandır.
Bahsi geçen yer öyle sadece restoran gibi bir yer değil o yüzden yazıyorum zaten.
Yani yapılan baştan sona yanlış.
O derse inanırım
Haluk Bilginer en nadide oyuncularımızdan biridir.
Dediklerine hayli önem verilmelidir o yüzden.
“Rolümün etkisinde kaldım iki gündür çıkamıyorum geyiklerine inanmayın. Bunu diyenlerin hepsi yalancı” demiş.
“Öyle tiplerin etrafında sevenleri yok” diyor Bilginer.
Olsaydı eğer “Sen hastasın, seni kliniğe yatıralım derlerdi” diyor.
Çok doğru söylüyor Bilginer...
Oyunculuğu muazzam bir iş olarak görmüyor.
İşimizi yaparız, sahneden ineriz ya da setten çıkıp evimize gideriz, işimiz geride kalır demek istiyor.
Olması gerekeni anlatıyor.
Keşke herkes bu olgunluğa erişebilse.