Zona aşısı demans riskini azaltıyor
ÇOCUKKEN geçirilen suçiçeği, çoğumuz için çoktan unutulmuş bir hastalık. Oysa bu enfeksiyona neden olan virüs, vücudu tamamen terk etmiyor. Sinir hücrelerinde sessizce bekliyor ve yıllar sonra, çoğu zaman hiç beklenmedik bir anda yeniden aktifleşebiliyor. Bu yeniden uyanışın tıptaki adı ise zona.
Zona, genellikle vücudun tek bir tarafında ortaya çıkan, şiddetli ağrıya eşlik eden kabarcıklı bir döküntüyle kendini gösterir. Ağrı bazen döküntüden günler, hatta haftalar önce başlar. Yanma, batma, elektrik çarpması hissi tarif eden hastalar az değildir. Ateş, baş ağrısı, halsizlik gibi genel belirtiler tabloya eşlik edebilir. Döküntüler iyileştikten sonra bile ağrı aylarca, hatta yıllarca sürebilir ve zonanın en sık, en yıpratıcı komplikasyonudur.
Ancak zona yalnızca ağrıdan ibaret değildir. Göz çevresini tutarsa görme kaybına, yüz sinirini etkilerse yüz felcine, beyni tutarsa iltihaba yol açabilir. Nadir de olsa yaşamı tehdit eden sonuçları vardır. Yaş ilerledikçe ve bağışıklık sistemi zayıfladıkça risk artar. Bu yüzden zona, özellikle 50 yaş sonrası için ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Bu noktada devreye zona aşısı girer. Yıllardır temel amaç nettir: Zonayı ve onun yol açtığı ağır ağrıları önlemek. Tabii ki bu, herkes aşı olmalı demek değildir. Ancak son yıllarda bu aşının etkilerinin düşündüğümüzden çok daha geniş olabileceğini gösteren bulgular ortaya çıktı. Üstelik bu bulgular, bilim dünyasında nadir görülen bir tutarlılıkla, farklı ülkelerden ve farklı sağlık sistemlerinden geliyor.