BATI’NIN GÖZÜNDEKİ MÜCTEBA
Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’ın yeni ruhani lideri seçilen Mücteba Hamaney hakkında Batı basınındaki yazılara baktığımda ortaya şöyle bir profil çıkıyor:
1- Kısa yoldan “ruhani”: Hem Humeyni hem Ali Hamaney “Ayetullah” iken Mücteba “Hüccet’ül-İslam” (orta düzey bir alim). Bu durum, dini otoritesinin sorgulanmasına neden olabilir.
2- Perde arkasındaki güç: Yıllarca babasının ofisinde “bekçilik” yaptı. Babasına kimlerin ulaşacağını ve hangi bilgilerin gideceğini kontrol ederek fiili bir güç odağı haline geldi.
3- Derin devlet yanında: Devrim Muhafızları ve Besic milisleri üzerinde çok güçlü bir nüfuza sahip. 2009’dan itibaren Besic’in yönetiminde ve istihbarat birimlerinin personel atamalarında kilit rol oynuyor.
4- Ultra muhafazakâr çizgi: Siyasi olarak Paydari gibi en sertlik yanlısı gruplarla ilişkili. Batı ile müzakereye karşı çıkan, çatışmacı ve köktendinci bir ideolojiye sahip.
5- Nükleer silah yanlısı: Nükleer silah sahibi olma konusunda babasından daha istekli ve bu yöndeki dini engellerin (fetvaların) esnetilmesi için baskı yapıyor.
6- Kamusal sessizlik: Onlarca yıl boyunca neredeyse hiç halka açık konuşma yapmadı, medyadan uzak durdu. Gücünü hitabetle değil, bürokratik ve askeri ağlar üzerinden yönetti.
7- Ekonomik kontrol: İran’daki dini vakıflar ve yarı-devlet holdingleri üzerinde kayıt dışı bir denetime sahip olduğu, rejimin finansal ağlarını kontrol ettiği söyleniyor.