ORHAN KEMAL, KEMAL TAHİR’İ NEDEN DÖVMEYE KALKTI
Metin Celâl kitabında edebiyat dünyasında dilden dile dolaşan ama üzerindeki sis perdesi bir türlü kalkmayan Nâzım Hikmet yurt dışına kaçmak zorunda kaldıktan sonra Münevver Andaç ile bir dönem hapiste kader ortaklığı yaptığı Kemal Tahir’in yakınlaşmasını ve bundan sonra aralarının açılmasını da gündeme getiriyor.
Sibel Oral’ın Nâzım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet’in yaşam öyküsünü anlatan ‘İşitiyor musun Memet’ kitabı yayınlandığında pek çok konuda polemiğe neden olduğunu söyleyen Metin Celâl, oysa daha çok konuşulması gereken Nâzım Hikmet, Münevver Andaç ve Mehmet Hikmet ilişkisi olmalıydı diyor.
Nâzım Hikmet, oğlu Mehmet daha küçücük bir bebekken yurtdışına kaçmak zorunda kalmıştı. Ana oğul 10 yıl boyunca sivil polis gözetiminde yaşadı İstanbul’da. Mehmet 10 yaşındayken Varşova’da buluşabildiler. Ama bu buluşma çok tatsız geçti. Baba oğul bir türlü birbirilerine yakınlık gösteremezken Nâzım Hikmet ve Münevver tam dört saat boyunca tartışır. Nedeni, Münevver Andaç’ın birlikte çeviri yaptıkları Kemal Tahir’le dostluğunun aşka dönüştüğü dedikodusunun Moskova’ya, Nâzım Hikmet’in kulağına gitmiş olmasıdır. 1958 Ağustos’unda İstanbul’dan Zekeriya Sertel aracılığıyla gönderilen bir mektup Nâzım’ı allak bullak eder. Sanat çevrelerinde dolaşan bir dedikoduya göre Kemal Tahir bir kahvede, ‘Yengenizden geliyorum,’ gibi bir söz edince Orhan Kemal onun üzerine saldırmış, arkadaşları iki yazarı zor ayırmışlardır. Bunu aktaran Memet Fuat daha sonra da Münevver Andaç’ın mektuplarında Mehmet’in okul çağına geldiğini artık Nâzım’ın onu nüfusuna geçirmesi gerektiğini yazması üzerine de şairin öfkelenip, “Kemal Tahir çocuğu nüfusuna alsın,” diye yazdığını belirtir. Nâzım Hikmet için bu konu kapanmaz ve ölene kadar bir yara olarak kalır.