"Bilimsel olmayan tedavi yöntemlerine yönelmek"
Çaresizlik hissinin hastaları bilimsel kanıtı olmayan yöntemlere yönlendirebildiğini söyleyen Prof. Dr. İrfan Çiçin, Bitkisel karışımlar veya sözde 'hücre yenileyici' ürünler bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. En büyük risk, hastanın etkin tedaviyi geciktirmesidir. Yanlış umut, doğru tedaviyi geciktirir. Şifa vaat eden her şey gerçek tedavi değildir. Kanserle mücadelede en büyük güç, doğru bilgiye zamanında ulaşmaktır. Hastalığın kendisi kadar bilgi kirliliği de mücadeleyi zorlaştırır. Erken başvuru ve güçlü iletişim başarının temel taşlarıdır. Korkuya değil bilgiye, söylentilere değil bilime güvenmek gerekir dedi. Sosyal medya etkisiyle alternatif tedavilere yönelmek Sosyal medyanın alternatif tedavi yöntemlerini öne çıkardığını söyleyen Prof. Dr. İrfan Çiçin, Yüksek doz C vitamini veya fitoterapi uygulamalarının büyük bölümü bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Sosyal medyadaki hasta hikâyeleri tıbbi ayrıntılardan yoksundur ve genelleştirilemez uyarısında bulundu.
"Tedaviyi yarım bırakmak veya düzensiz sürdürmek"
Bazı hastaların yan etkilerden korkarak veya iyi hissettikleri dönemde tedaviyi bırakabildiğini söyleyen Prof. Dr. İrfan Çiçin, Bu durum tedavi direnci gelişmesine yol açabilir. Tedavide süreklilik esastır. Yan etkiler hekimle paylaşılmalı, çözüm yolları birlikte planlanmalıdır. İyi hissetmek tedavinin bittiği anlamına gelmez. Kanserde başarı, süreklilikle gelir şeklinde konuştu. Beslenme, vitamin ve takviyelerde abartılı arayışlara girmek Yoğun vitamin ve bitkisel ürün arayışına dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Çiçin şu bilgileri paylaştı: Bu eğilim çoğu zaman sosyal medya ile şekillenir. Oysa gereksiz takviyeler tedavinin etkinliğini azaltabilir, karaciğer yükünü artırabilir. Dengeli beslenme çoğu hasta için yeterlidir. Ek takviyeler ancak doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Doğal olan zararsızdır düşüncesi her zaman doğru değildir.🙄