Sevinçten hüzne tüm ruh hallerine eşlik etmesinden, dostlukların kurulmasındaki payından, kız istemekten dibinde kalan telvesine bakıp geleceği okumaya uzanan törenselliğiyle bizim vazgeçilmezimiz olmasının yanı sıra uluslararası arenada da tanınırlığı, bilinirliği artar. 40 yıl hatırı olan bir fincan kahve 2013 yılında UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültür Mirası listesine girer.
Ülkemizin, bir diğer vazgeçilmezimiz çayla tanışmasıysa 19’uncu yüzyıl sonunda olur. 1924’te Doğu Karadeniz’de çay tarımını destekleyen yasanın ardından çay üretimi başlar, fabrikalar kurulur. İnce belli bardaklarıyla kahvaltıdan başlayarak günün her saatinde içilir. Dostluk, paylaşım ve sohbetin simgesine dönüşür. Ve Türkiye kısa sürede dünyada en çok çay içilen ülkeler arasında yerini alır.
Ancak son 10 yıl içinde geleneklerinin sürdürülmesinin yanı sıra değişimler de yaşanır. Deneysel kahveler ve çaylar son yıllarda önemli bir trend haline gelir. Günümüzde, genç kuşak her ikisini de yaşam tarzı ürünü olarak görüyor, hikâyelerini merak ediyor. Farklı demleme yöntemlerini deneyimlemek istiyor. Ben de hafta içinde alanlarının öncülerinden iki yerli markanın yaratıcısı girişimciyle bir araya geldim ve hikâyelerini dinledim.🤫