Her şey çok güzel giderken, New York Magazine mekânı keşfedip tanınmasını sağlamış. Ancak bir yandan da olumsuzluklar peşlerini bırakmamış. Neredeyse her yıl bir doğa afetiyle karşılaşmışlar. 4 yılları açılıp kapanmalarla geçmiş.
Tam “Benim bu işten para kazanma şansım yok” dediği günlerde başka bir arkadaşı “Ben de bu işin içinde olmak istiyorum” diyerek ortak olmuş. Dekor, menü derken yenilenip mahallenin ev gibi sıcak bir buluşma mekânına dönüşmüşler.
Hatta başlangıçta kim olduğunu bilmedikleri Courtney Love müdavimleri arasına girmiş. New York Times’ta “Ünlülerin takıldığı mekân” olarak yer almaya başlamışlar. 10 yıl huzurla geçmiş ama yorulunca sağlığı bozulmuş, Türkiye’ye gelip kontrollerini yaptırmış, ardından Los Angeles’ta dinlenmeye karar vermiş.
Bu süreçte, ortağıyla çay içerken Rize çayıyla bir şey yapmaya karar vermişler ve babasından organik çay istemiş. Demledikleri çayı soğuk olarak kavanozda servis etmişler ve ilk denemeleri çok beğenilmiş.
Başlangıçta işler iyi gitmiş ama bir süre sonra ambalaj, tedarik ve lojistik sorunları yaşamış, çalışan bulmakta zorlanmışlar. Türkiye’de teşviklerden haberdar olunca Çağatay Ulusoy ve Engin Aykanat ortaklığında Teakina markasını kurmuşlar.
Ankara’da üretim hattı oluşturup Rize çayını gerçek bitki ve baharatlarla harmanlamışlar, şimdilik beş farklı çeşit geliştirmişler ve ürünlerini market raflarında satışa sunmuşlar. Ayrıca bu ürünler miksoloji alanında da kullanılmaya başlanmış.
Mehmet Ali Bey, “Amacımız evde içtiğimiz o sade ve gerçek çay deneyimini şişeye taşıyabilmekti, onu gerçekleştirdik. Sonuçta dünyada ‘Turkish tea’ diye bir kavram var ve biz de bu kültürü daha modern ve katma değerli ürünlerle dünyaya taşımak istiyoruz” diyor...