Kilo vermenin sırrı mutfakta değil zihinde
Diyet listeleri, kalori hesapları, spor programları... Kilo vermek çoğu zaman bu üçlüye indirgenir. Ancak obezite ve metabolik sağlık üzerine çalışan bir hekim olarak yıllardır gördüğüm bir gerçek var: Kilo yönetimi yalnızca ne yediğimizle ilgili değildir. Çoğu zaman asıl mesele tabağımızda değil, zihnimizde başlar.
DİYET ve egzersiz elbette sağlıklı bir yaşamın önemli parçalarıdır. Ancak yeme davranışını ve onu tetikleyen duygusal süreçleri anlamadan kalıcı kilo kontrolü sağlamak çoğu zaman mümkün olmaz.
Toplumda kilo vermek çoğunlukla basit bir formülle açıklanır: Daha az ye, daha çok hareket et.
Kulağa mantıklı gelen bu öneri teoride doğru olsa da pratikte çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü insan davranışı yalnızca biyolojik açlıkla şekillenmez. Hayatın içindeki stres, duygusal yükler, alışkanlıklar ve fark etmeden oluşturduğumuz davranış döngüleri yeme davranışımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.
Birçok kişi diyet sürecine büyük bir motivasyonla başlar. İlk günler her şey oldukça iyi gider. Ancak birkaç hafta sonra iş stresi, uykusuzluk, bir tartışma ya da sadece yoğun geçen bir gün... Ve kendimizi yeniden mutfakta buluruz.
Bu noktada çoğu insan kendini suçlar ve bunu “irade eksikliği” olarak yorumlar. Oysa mesele çoğu zaman irade değildir. İnsan davranışı bundan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir.