Savaşın gölgesinde bir Oscar töreni
Bir yanda İran savaşı, öte yanda sinemanın en önemli organizasyonlarından biri kabul edilen Oscar ödül töreni. Bu gece 98’incisi düzenlenecek olan Akademi Ödülleri’nde favori iki film de isimleriyle sanki içinden geçtiğimiz döneme tercüman oluyor: ‘Savaş Üstüne Savaş’ ve ‘Günahkârlar’. Biri 13, diğeri 16 (bu bir rekor) dalda aday olan bu iki yapım, En İyi Film ve En İyi Yönetmen kategorilerinin favorisi. En İyi Kadın Oyuncu’da Jessie Buckley, En İyi Erkek Oyuncu’da da Michael B. Jordan öne çıkıyor. Dünyanın geçirdiği zorlu günler itibariyle ‘en politik tören’e tanıklık etme ihtimalimiz de var.
Haziran 2025’te İran’a saldırı ve ‘12 Gün Savaşı’ olarak adlandırılan süreç. Gazze’ye zaten durmaksızın saldırı ve soykırıma dönüşen bir tablo, nihayetinde bu yıl 28 Şubat’ta başlayan ve hâlâ süren yeni bir saldırı dalgası. ABD’yi arkasına alan İsrail’in Ortadoğu’yu daha da kanlı bir görüntüyle buluşturduğu dönemde yapılacak olan 98’inci Akademi Ödülleri’ndeyse ön plana çıkan iki filmin de adları tam da yaşanan zamanın tezahürü gibi: 13 dalda Oscar’a aday olan ‘Savaş Üstüne Savaş’ (One Battle After Another) durumu fazlasıyla ifade ediyor. 16 dalda aday olarak tüm zamanların en çok adaylığı unvanına sahip olan ‘Günahkârlar’ (Sinners) da sanki dünyayı kana bulayan iki lider, Donald Trump-Binyamin Netanyahu’yu işaret ediyor gibi.
Peki, gezegenin bir bölgesinde her gün onca insan hayatını kaybederken ve onca şehir tarumar olurken her zamanki adresi Los Angeles’taki Dolby Theatre’da bu gece Türkiye saatiyle 2.00’de düzenlenecek Oscar töreninde bizi neler bekliyor olabilir? Hatırlanacağı gibi 22 Şubat’ta sona eren Berlin Film Festivali’ne sinema ve siyaset meselesi damgasını vurmuştu. Jüri başkanı Wim Wenders’ın festivalin Filistin konusunda çifte standart sunduğu şeklindeki soruya “Siyasetten uzak durmalıyız çünkü eğer tamamen politik filmler yaparsak, siyaset alanına girmiş oluruz. Siyasetçilerin işini değil, halkın işini yapmalıyız” şeklindeki cevabıyla başlayan sarmalda tartışmalar büyüdü ve başka organizasyonlara sıçradı! Dolayısıyla bu geceki tören de hele hele İsrail-ABD ve İran üçgeninde bütün bir Ortadoğu’yu içine alan bir savaşın gölgesinde düzenleneceği için ister istemez ‘sanatçı duruşu’ dediğimiz olguyu kimlerin doldurup dolduramayacağını da göreceğimiz bir sınav alanı olacak.