27 Aralık 1919’da Dikmen tepesinden Ankara'ya giriş yapan Atatürk'ün binlerce Ankaralı tarafından gönülden karşılandığını anlatan Ortaylı, Kurtuluş Savaşı'nın fiilen bu tarihten sonra başladığını söylüyordu. "27 Aralık'ta, Ankara'nın payitaht olacağı bellidir" diyen İlber Hoca, Mustafa Kemal'in "Geldikleri gibi giderler" sözünün rastgele atılmış bir slogan olmadığını, bu sözlerin açık bir strateji olduğunu her zaman belirtiyordu. Ankara’nın başkent oluşu için de “Ankara’nın başkent oluşunu en çok Ankaralılar sağlamıştır” diyerek Ankaralıların o dönemki duruşuna atıfta bulunuyordu.
İlber Hoca, “Konumundaki hataların düzelmesi lazım” dediği Ankara için, "Eski bit pazarı, Hergele Meydanı, Ulus Ziraat Bankası ve diğer tarihi binaların korunması gerekir. Buraların tanzimi bu şekilde normal değildir. Zincirli Camii, eski vilayet binası ve kalenin durumu, tüm bunların düzeltilmesi gerekiyor. Kaleye baktığın zaman göremiyorsun. Bütün bunların düzeltilmesi gerekir" tespitlerini her fırsatta dile getiriyordu.
Keçiören ve Etlik, çocukluğunun geçtiği yerdi hocanın. Keçiören’in o yıllardaki durumunu şöyle anlatıyordu: “Benim oturduğum zamanda burası boş mıntıkaydı. Yukarılarda oturuyordu herkes. Ben de en yukarıda çocuk yuvasının olduğu yerde oturan kısımdandım. Konaklar, eski evler, bağlar vardı. Etlik’ten buraya gelmiştik sonra yine oraya gittik. Ben orayı çok seviyorum. Burada da iki yılım geçti, ilkokul son sınıfı okudum. Kız kardeşim de burada dünyaya geldi. Keçiören, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı mekândır. Genelkurmay Karargâhı buradaydı. Eski Çoban Mektebi diyorlar. Ziraatten ve veterinerlikten anlayan köylüler yetiştiren yerdir. Keçiören Ankara’nın eski bağlık semtidir. Yukarıda çift asfalt denen otobüs durağının halen ismi oysa, sonunda bir gazino durağı vardır. İkisinin arasında karakol vardı. Biraz yukarıda çocuk yuvası vardı. O civarda bağlar ve bağ evleri vardı. Bağ evlerinin birkaç tanesi Ermenilerin konaklarıdır. Bazıları da Selanik’ten mübadil olarak gelenlerin konağıdır. Keçiören böyle bir mıntıkaydı. Kırsal nüfuslu Ankara’nın yeni başkenti, fakat eski imparatorluğun kalıntıları her an her köşede görülen yerdi. Benim okuduğum Keçiören İlkokulu, oradan mezun oldum. O da eski bir konaktı o zaman yetiyordu bize. Şimdi mümkün değil öyle bir şeyin kullanılması. Vehbi Koç’un konağı da oradaydı. Halen de oradadır, müzededir. Türkiye sanayisinin kurucusu, öncüsü olan bir adam. Muhterem bir adam, enteresan kişiliktir.”🤨