1979 Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.
Mülkiye’de verdiği derslerdeki farklı duruşuyla öğrencilerinin hafızasına kazındı. Ortaylı’nın derslerinde öğrencileri panikleten an, rastgele bir öğrenciye dönüp, “Son zamanlarda ne okuyorsun” diye sormasıydı. Yine bir gün bu soruyu sorduğu bir öğrencinin popüler bir roman ismini vermesi üzerine, “Evladım, burası Mülkiye, kantin değil. Git o elindekini çay bahçesinde oku, buraya ciddi metinlerle gel” diyerek dersin seviyesini bir anda 19. yüzyıl diplomasi tarihine çektiği anlatılır.
Zengin birikimini derslere de yansıtırdı. Kaynak verirken sadece Türkçe eserleri değil, Almanca, Fransızca ve Rusça kaynakları da tahtaya yazarak, “Bunları bilmeden ‘bu konuyu anladım’ diyemezsiniz” uyarısı yapardı.😶
1968
Mülkiye’deki derslere geç kalmak, İlber Hoca’nın en tahammül edemediği durumlardandı. Derse 5 dakika geç giren öğrenciyi kapıda durdurup, "Burası bir devlet dairesinin ciddiyetini taşır, sizin yatak odanız değil. Ya vaktinde gelin ya da kapının dışındaki o güzel Ankara havasını solumaya devam edin" diyerek içeri almadığı da meşhurdu. Fakat bu yaptırımı uygulayan İlber Hoca, ders sonunda koridorda kendisine nitelikli bir soru soran öğrenciyle okulun çıkışına kadar dakikalarca yürüyerek sohbet de ederdi. Ankara Üniversitesi'ndeki derslerinde harita kullanımına da yüksek derece önem verirdi. “Coğrafya bilmeyen adamın tarihçiliği, adresi bilmeden mektup yazmaya benzer” dediği rivayet edilirdi.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi de (DTCF) hoca için ayrı bir yerde konumlanırdı. DTCF'deki derslerinde tarihi binaların ruhuna sürekli vurgu yapardı. Binanın mimarı Bruno Taut’a atıfta bulunur ve "Bu binanın koridorlarında yürürken bile bir şeyler öğrenmelisiniz, duvarlar size Cumhuriyet'in neşesini ve ciddiyetini anlatır" öğüdünde bulunurdu.
Dersleri devam zorunluluğu olmamasına rağmen öğrencilerden ortalamanın üzerinde bir ilgi görürdü. Tıp gibi farklı fakültelerden gelip kaçak ders dinleyenlerin olduğu bile söylenirdi. Öğrencilerinden Hanife Fişek, “Derste sorduğu sorulara akıllıca cevaplar alamadığında yaptığı terslemeleri ise onu dersten uzaklaştıran değil tersine bir stand up gösterisi yapan biri gibi popüler hale getirmişti” diye anlattı İlber Hoca’yı.🤫