İnsanlar çocuk fikrinden vazgeçmiyor ama bekliyor
“Türkiye’de son on yılda doğurganlık oranlarındaki büyük düşüş neden yaşanıyor?”
Son günlerde bu sorunun cevabını yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa medyasında da arıyorlar.
Örneğin Euronews’te Servet Yanatma’nın dikkat çekici bir yazısı vardı.
Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan da uzun zamandır bu meseleye sık sık değiniyor.
Kasım 2025’te “Aile Yılı” ilan edilirken kullandığı cümle oldukça çarpıcıydı.
“Şu anda bir felaketle karşı karşıyayız.”
Türkiye’nin toplam doğurganlık oranı 2013 ile 2023 arasında 2.11’den 1.51’e düştü.
AB ortalaması 1.38.
Yani Türkiye hâlâ Avrupa ortalamasının üzerinde.
Ama dikkat çekici olan başka bir şey var.
Düşüşün hızı.
Avrupa ülkeleri doğurganlıktaki gerilemeyi yaklaşık bir yüzyıla yayarak yaşadı.
Türkiye’de ise bu değişim çok daha kısa bir sürede gerçekleşti.
Euronews’te görüşlerine yer verilen London School of Hygiene Tropical Medicine uzmanlarından Dr. Selin Köksal önemli bir noktaya dikkat çekiyor.
“İnsanlar çocuk sahibi olmaktan vazgeçmiyor. Sadece erteliyor.”
Köksal’ın işaret ettiği veri türü oldukça önemli.
Toplam doğurganlık oranı aslında bir anlık fotoğraf.
Yani o yıl kaç doğum olduğunu gösteriyor.
Ama insanların hayatları boyunca kaç çocuk sahibi olduklarını göstermiyor.
Bu nedenle demograflar “tamamlanmış kohort doğurganlık oranı” dediğimiz başka bir göstergeye bakıyor.
Yani kadınların yaklaşık 45 yaşına kadar sahip oldukları toplam çocuk sayısına.
TÜİK bu veriyi düzenli yayınlamıyor.
Ancak çeşitli anketler Türkiye’de bu oranın hâlâ 2.1 civarında olduğunu gösteriyor.
Başka bir deyişle...
Türkiye’de insanlar çocuk fikrinden vazgeçmiyor.
Sadece bekliyor.