PANİK YAPMAYALIM BU DEĞİŞİM TÜRKİYE’YE ÖZGÜ DEĞİL
Dr. Selin Köksal diyor ki.
“Ekonomik koşullar belirsizleştiğinde insanlar ebeveynliği erteler.”
Buna yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde rastlıyoruz.
Ama Türkiye’de başka bir faktör daha var.
Çocuk yetiştirmenin maliyeti de artıyor.
Özellikle eğitim.
Bir zamanlar çocuk yetiştirmek daha çok “sevgi ve fedakârlık” meselesiydi.
Bugün ise ciddi bir bütçe planı.
Demografların dikkat çektiği bir başka gerçek daha var.
Türkiye’de iki çocuk normu giderek yaygınlaşıyor.
Eskiden ailelerin önemli bir kısmı üç çocuk sahibi olurdu.
Bugün ise üçüncü çocuk hızla ortadan kayboluyor.
Aileler artık çocuk sayısından çok çocukların “kalitesine” yatırım yapmak istiyor.
Bir de kentleşme faktörü var.
Apartman hayatı, yüksek kira, uzun çalışma saatleri.
Ve giderek yalnızlaşan bir şehir hayatı.
Bentley Üniversitesi’nden Dr. Onur Altındağ’ın dikkat çektiği ilginç bir veri var.
Türkiye’de kadınlar eğitimde erkekleri geçti.
Genç kuşakta kadınların yaklaşık yüzde 52’si üniversite mezunu.
Erkeklerde bu oran yüzde 40 civarında.
Bu tablo evlilik dengelerini değiştiriyor.
Kadınların beklentileri yükseliyor.
Sonuç?
Daha geç evlilik.
Bir başka dönüşüm ise zihniyet tarafında.
Eskiden hayatın merkezinde “aile” vardı.
Bugün ise bireysel özgürlük, kariyer, kişisel gelişim daha güçlü bir değer haline geldi.
Bu değişim yalnızca Türkiye’ye özgü değil.