Arap ve İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları'ndan kritik toplantı! İran'a çağrı: Saldırıları durdurun
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki son gelişmeler üzerine Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da düzenlenen toplantıya katıldı.
İran’ın saldırılarına dair Arap ve İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları İstişari Toplantısı sonrası ortak bildiri yayımlandı.
6 maddelik bildiride şu ifadeler yer aldı:1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir.
. Bakanlar, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı’na, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı — petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil — hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
"SALDIRILARI DERHAL DURDURUN"
3. Bakanlar, İran’a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir.