Savaşsız bayramların özlemiyle
BAYRAMI yaşamak, kutlamak içimden geçmiyor. Savaşlarda çadırlarda yaşayan, bir tas çorbaya hasret çocukların olduğu bir dünyada hüzün benden uzaklaşamıyor.
Büyüklerin hatalarını çocuklar çekiyor. Ben genellikle bayramları da evimde geçiriyorum. Eskiden kentler daha tenhalaşırdı şimdi kalabalık devam ediyor.
Bayram çocuklar için bir kez daha tekrarlamak isterim benim ilk kitabımın adı Bayram Gömleği idi, Hulki Aktunç’un bir öyküsünden esinlenmiştim.
Yıllar önce gayrimüslimlerin de olduğu bir semtte otururdum, sabahleyin onlar kutlamaya gelirlerdi. İkram da çikolata ve badem şekeriydi, eskiden aynı şehirde yaşayanların akraba ziyaretleri otobüs duraklarda görülürdü. Şimdi şehir içi ziyaretlerden çok çalışanlar tatile çıkıyor, dinleniyorlar. Eskiden bayram kartları vardı, herkes birbirine bu tebrik kartlarından gönderirlerdi, kurumları çalışanları için bu özel kartlardan basarlardı.
Mevki ve yaş bu kartlardaki üslubu belirlerdi. Genellikle gönderene cevaben yazılırdı.
Bayram şekeri göndermek de ihmal edilmezdi.
Eski bayram kartları şöyleydi:
“Iydiniz sâid, ömrünüz mezîd her rûzunuz bir ıyd olsun. Bayramınız mutlu, ömrünüz uzun ve her gününüz Bayram olsun.”
Bir hocam bunun içine hasmınız Yezid olsunu da eklerdi.
Bayramların başka özelliklerinden biri de iki kıyı arasında gidip gelmelerdi. Üsküdar’dan Tarabya’ya büyük kayıklarla geçilirdi.
Bazı bilgilere göre bu kayıklarda müzik dahi varmış. Çünkü her iki bayramda da ziyaretler Yıldız Sarayı’nda yapılırmış.
Şehirlerarası akraba ziyaretlerinin yoğunluğu televizyonlardan izliyorum, büyük kentlerde az da olsa tenhalık hoşuma gidiyor.
Bu kısa tatillerde başka kentlere, yurtdışında ziyaretlere gidenlere oraları tanıyarak gezmelerini salık veririm. Bayramlarla ilgili kitapların da ayrı lezzetler vardır. Cenap Şahabettin’in kitapları önemlidir. Bir yere gitmeyecekseniz ,evinizde kalacaksanız ödül kazanan kitapları okuyun, yaşadığınız kenti tanıyın.
Savaşsız günlerde buluşmak dileğiyle...🙄