‘BABAM DIGIDIK İŞİYLE MEŞGUL’
Öğütçü, en küçük çocuk olmasının avantajlarını kullanmış: “Annemin tembihlerine rağmen sık sık babamın odasına girerdim. Daktilonun sesi bana trenin çıkardığı ‘dıgıdık’ sesi gibi gelirdi. Babamın ne iş yaptığını sorduklarında ‘Dıgıdık yapıyor’ derdim. Hayattayken hiçbir kitabını okumamıştım. Ben daha çok Tommiks, Teksas kitapları okumaya meraklıydım. 1970’in başında bir gün babam bana bir kitap önerdi: İki Çocuğun Devrialem’i...”
ACI HABERİ ALDIĞI AN...
Işık Bey, “Hayat enteresan, bir anda bitiveriyor” diye devam ediyor: “Babam ve annem Bulgaristan’a bir etkinliğe gitti. 3 Haziran günü bisiklete binerken PTT binasındaki memur ‘Koş ablanı çağır telefon var’ dedi. Ablam geldi, ağlayarak çıktı. Babam, Sofya’da pıhtı sonucu beyin damarının tıkanmasıyla hayatını kaybetmiş. Acılar biraz dindikten sonra ağabeyimden babamın önerdiği kitabı istedim. On ciltlik kitabı cildi sular seller gibi okudum… İşte babamı o gün anladım; çocuk ruhunu çok iyi bilen bir insandı. Ondan sonra babamın kitaplarını okuyup bitirdim ve ‘Keşke biraz daha yaşasaydı da ona aklımdaki soruları sorabilseydim’ diye çok hayıflandım.”
SENE 1969 - Orhan Kemal çocukları Kemali ve Işık ile