SENE 2002 Çocuklarıyla...
GELENEKSEL VAZGEÇİLMEZ
Makaron, trileçe, soğuk baklava, San Sebastian Cheesecake ve en son Dubai çikolatası. Modası hiç geçmeyen en kalıcı tatlılar neler? Erol, “Biz de Dubai çikolatası yaptık ama şimdi eski havası yok. Günün sonunda halkımız gelenekselden vazgeçmiyor” diyor: “Eski tadı bilenler için vazgeçilmezler akide şekeri, badem ezmesi, fıstık ezmesi ve reçeller. Hepsi çocuklarımız gibi olduğundan hepsini ayrı seviyorum, ayrım yapamam (gülüyor)! Yabancılar gofret ve lokum seviyor. Akide şekeri alıyorlar. Sosyal medyada gördüklerinden bizden daha iyi çeşit biliyorlar. Bazen istek üzerine yeni şeyler de deniyoruz. Çinli bir gurmenin isteğiyle acı biberli lokum yaptık. Biz klasik seviyoruz ama yeni nesil farklılık istiyor. Evvelden cevizliden başka baklava olmazdı. Sonradan Anteplilerin girişimiyle fıstıklı baklava çıktı. Çikolata 1965’lerden sonra çıktı. İlk çıktığında çok pahalıydı.”
USTALAR ‘PATRON ÇOCUĞU’ DİYE BAKMAZDI
Ailenin ilk çocuğu olarak yedi yaşından itibaren dükkâna geliyor: “Ustalar sizi ‘patron çocuğu’ olarak görmezdi; beraber temizlikse temizlik, indir, kaldır, taşı… Bir ramazanda işler yetişmeyince babam beni okuldan aldı. Ortaokul ikinci sınıfa kadar okudum. Hem imalathanede hem tezgâhta çalıştım. Gözlemleyerek öğrendim. Babam bana karşı kendi ustaları gibi sertti. Akide şekerini elle işliyoruz. Makine gibi işlediğim halde ‘Olmadı’ deyince ağladığımı bilirim. Babam, ‘Daha iyi yapsın diye öyle diyorum’ demiş. Oysa bence bu yöntem yanlış. Ben kendi çocuklarımı bildiklerimi anlatarak yetiştirmeye gayret ettim.”