NAMAZGÂH TEPE’DEN DUATEPE’YE
GEÇEN hafta “İlber Hoca’nın Ankara’sı” başlıklı yazımda İlber Ortaylı ve Ankara’ya bakışına değinmiştim.
Çok sayıda geri dönüş aldım bu yazıyla ilgili. Ankara’nın ve Ankaralıların İlber Hoca’ya karşı hürmetini ve sahiplenişini bir kez daha gördüm. Tekrar mekânı cennet olsun.
Yavuz Demir
Dikkat çeken bir geri dönüş de Ankara Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Demir’den geldi.
Yavuz Hoca, İlber Hoca’nın büyük Ankara aşkını bildiğinden kaleme aldığı “Mekân ve İnsan” isimli yazısını bizzat İlber Hoca'ya atfetmiş. “Bir kenti, bir tarihi, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek adına” anlamlı satırlara yer vermiş.
Yazıda, Milli Mücadele yıllarında şehit düşen binlerce askerin defnedildiği Namazgâh Tepesi’ni de hatırlatmıştım. İlber Hoca’nın “Cumhuriyet’in Doğuşu” kitabında bu konuya yer verdiğine değinmiştim.
Prof. Dr. Yavuz Demir, Milli Mücadele ve Namazgâh Tepe ruhunu sanatla buluşturan “Yankılı Tepeler” isimli eserini de paylaştı. Tarihin kendini öykü formunda sunma iktidarına sahip olmadığına; resme, şiire ve musikiye aksetmeyen tarihin sadece bir anlatı olarak kalacağına inanılarak hazırlanan Yankılı Tepeler senfonik şiiri, Büyük Taarruz'un hikâyesini, Namazgâh Tepe ve Duatepe olmak üzere iki tepe sembolü üzerinden anlatıyor. Eser bugüne kadar İstanbul'da İstanbul Senfoni Orkestrası, Çanakkale'de İstanbul Senfoni Orkestrası, Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Samsun’da Ankara Devlet Opera ve Balesi, Eskişehir’de Polifonik Orkestrası tarafından icra edilmiş. YouTube’dan dinleyebilirsiniz.
İlber Hoca’nın yeri dolmayacak… Bu durum bizi üzüyor… Ankara’ya katkıları da unutulmayacak… Bir yandan da izinden giden, Ankara’ya katkı sunmaya devam eden kıymetli bilim insanları olacak… Bunun olduğunu görmek de sevindiriyor…🤨