‘SULH’ KALPLERİ DE BARIŞTIRIR
TÜRK dünyasının arabulucuları, Ankara’da Hâkimevi’nde Türk Dünyası Arabulucular Birliği’nin (TDAB) iftar sofrasında buluştular. İftara, protokolün yanı sıra TDAB’nın üniversitelerdeki arabuluculuk kulüplerinin öğrencileri de katıldı. Öğrencilik yaşamlarının en interaktif dersindeydiler... “Biz arabuluculuğu sadece bir hukuk tekniği olarak görmüyoruz. Bizim için arabuluculuk insanlar arasındaki güveni yeniden kurmaktır.”
Bu sözler, Türk Dünyası Arabulucular Birliği Başkanı Yakup Erikel’e ait.
İki yılda 13 ülke, 70 bin kilometre yol...
Azerbaycan’dan Kırgızistan’a, Kazakistan’dan Özbekistan’a uzanan temaslar... Kırgızistan’da Adalet Bakanlığı ile imzalanan protokol ve bin arabulucunun eğitim süreci... Erikel’e göre bu yolculuk bir seyahat değil: “Bu mesafe, ortak bir hukuk fikrinin birlikte yüründüğünde neler başarabileceğinin göstergesidir.”
Ama konuşmasının en çarpıcı kısmı başka...
Bugün uluslararası arabuluculukta Singapur Konvansiyonu önemli bir referans kabul ediliyor. Erikel bu noktada çok net bir hedef koyuyor:
“Singapur Konvansiyonu varsa, neden Lefkoşa Konvansiyonu olmasın?”
Çünkü Türk dünyasının uzlaşma kültürü aslında çok daha eski.
Ahilik geleneğinde taraflar barıştırılırdı. Kırgız kültüründe anlaşmazlıklar aksakallıların meclisinde çözülürdü. Türkmenlerde kavga büyüdüğünde kadınlar beyaz tülbentle barış çağrısı yapardı. Erikel, bu geleneği tek cümleyle özetliyor:
“Mahkeme kararları uyuşmazlığı bitirir. Ama sulh, kalpleri de barıştırır.”