VEFA T. NASIL ORTAYA ÇIKTI
Onur Caymaz şiirlerinin dergilerde yayınlanmamasına, kendisine bir tür ambargo konmasına karşı yaratmış şair Vefa T.’yi.
Ahmet Güntan’ın Kitaplık dergisinde yayımlanan bir şiirini beğenmediğini yazınca hayli gürültü kopmuş, sonrasında dergilere gönderdiği şiirleri yayımlanmamaya başlamış.
Kendisine bütün kapıların kapandığını hissettiği dönemde yazdığı ve bu kitabına da aldığı ana başlığı ‘Örümcek’ olan uzun, destansı şiirini Vefa T. imzasıyla göndermiş dergiye. Bir kimlik uydurmuş yeni yarattığı şaire. Adı Sait Vefa, memur, tanınmasın diye Sait Faik’ten gelen Sait’in son T’sini kullanıyor. Adıyaman’ı eski kitaplarına gönderme yaparak uyduruyor, sonra Bozcaada ve eniştesinin evini.
Sait T. olarak gönderdiği bu şiirler hemen yayımlanıyor, telifi ödeniyor. Onur Caymaz’a kapanan kapılar böylece Sait T.’ye ardına kadar açılıyor.
Şiirleri beğenilmediği için değil adı Onur Caymaz olduğu için yayınlanmadığını kanıtlıyor böylece.
Bu şiirleri kitaplaştırmaya karar verdiğinde de oynadığı bu oyunu yazdığı önsözle açıklıyor ve yarattığı Vefa T. ismini ‘vefat’ olarak birleştiriyor. Son noktayı da şöyle koyuyor:
“Vefa da Adıyaman’dan çıktığı gurbet illere, bir temmuz sabahı, Bozcaada’da son veriyor. Orada şimdi, gecenin sabaha vardığı bir vakitte, Vefa, ceplerine taşlar doldurup, Woolf gibi aynı, ay ışığının sessizliğinde, edebiyatı, şiir oyununu, üç paralık şairlik hırslarını, iktidar olmanın arsızlığını sulara bırakıyor, gömlek cebinden kurşun kalemini çıkarıp bir kez öperek, üç kez öperek, kutsayarak; bu çocuk hep şiire, ölüme ve aşka inandı çünkü… Denize doğru ilerliyor, son kez ayaklarının kumlanmasına gıcık olacak. Gıcığın tekiydi zaten hep. Sulara yürüyor riyalarını yüzlerine vurarak; küçücük bir intihar.”
İntihar Süsü, edebiyat dünyasında uzun süredir görmediğimiz bir oyun ve manifesto. Kitabın bu tür mizansenleri seven Enis Batur yönetimindeki yayınevinden çıkması da sürpriz değil.