AFFEDEMEMEK RUHSAL DEĞİL BİYOLOJİK DE BİR YÜK KENDİNİZE BUNU YAPMAYIN
Affetmenin kişiyi ruhsal açıdan olduğu kadar bedensel anlamda da özgürleştirdiğini gösteren bilimsel çalışmalar var. Doğru mu?
5 KARANLIK ATLI
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, diyor ki: “Evet, doğru. Affetme, sadece manevi ya da felsefi bir kavram değil; nörobiyolojik bir süreç. Affetmek, beynin stres sistemini düzenler, kortizol salınımını dengeler. Yani sadece ruhu değil, bedeni de iyileştirir. Kin, öfke, nefret, kıskançlık ve düşmanlık gibi duygular beyindeki ‘5 karanlık atlı’dır. Bu duygular aktifse ve kişi, aynı olayı zihninde tekrar tekrar yaşıyorsa, beyinde asidik kimyasallar salgılanır. Bu da bağışıklık sistemini zayıflatır, stres hormonlarını artırır. Vücut bir savaş haline girer; ani stres şokuyla ölen insanlar bile vardır. En çok da mide ve bağırsak etkilenir, cilt rahatsızlıkları görülür. Ki kronik stres, uzun vadede kanser gibi ciddi hastalıkların zeminini hazırlar. Dolayısıyla affetmek sağlığınıza yaptığınız en iyi yatırımdır.”
Nevzat Tarhan
SADECE KARŞINIZDAKİNİ BAĞIŞLAMAK YETMEZ
Ya ruhsal olarak? Cevabı şu: “Geçmişin zincirlerinden kurtulup, özgürleşirsiniz. Zira affetmeyen kişi geçmişte yaşadığı olayın mahkûmudur. O travmayı yeniden ve yeniden yaşar. Bu da beyinde açık kalmış bir dosya gibidir. Kapatılmadığı sürece zihni yavaşlatır, kişiyi tüketir. Oysa affetmek, güven ilişkisini yeniden kurar, sosyal bağları güçlendirir. Kaygıyı ve depresif yükü azaltır. Affetmek sadece karşı tarafı bağışlamak anlamına da gelmez. Eğer kişi, her olayı başkasına bağlıyor ve ‘o hata yaptı, o özür dilesin’ diyorsa, affetme sürecini tamamlayamaz. Ancak olayı analiz edip kendi payını da görebilen kişiler, travmayı fırsata dönüştürebilir.”
KABULE GEÇİN
Son soru: “Peki ya affedemiyorsak?”
“O zaman kabule geçeceksiniz. Bu da duygusal bir kapanıştır. Kişi, olayı kutuya koyar, rafa kaldırır ve hayatına devam eder. Böylece affetmeden de unutmayı başarabilir” yorumu yapıyor.