Duyguların esiri olmadan...
İçimizdeki o duygusal boşluğu doldurmak için yeme-içme dengemizin ipini biraz kaçırabiliriz. Ev içinde huzuru sağlamak her zamankinden çok daha fazla efor gerektirecek. Aile üyeleri arasındaki eski defterlerin açılması, geçmişteki kırgınlıkların tekrar gündeme gelmesi an meselesi. Özellikle eski konuların pişirilip pişirilip önümüze getirilmesine karşı hazırlıklı olmalıyız.
Gayrimenkul alım-satımı, taşınma veya evle ilgili konularda işler umduğumuzdan daha yavaş ve sorunlu ilerleyebilir. Beklentilerimizi arşa çıkarmak yerine biraz daha gerçekçi sularda yüzmemiz gerekiyor. Hukuki meselelerde, davalarda ve mahkemelerde süreçler uzayabilir veya tatmin edici sonuçlar çıkmayabilir.
Kararlar alırken duygularımızın esiri olmadan, mantığımızı devreye sokarak hareket etmeliyiz. Hayatımızdan çıkması gereken insanlara ve alışkanlıklara veda etmeyi öğrenmenin zamanı geldi. Gereksiz inatlardan, gururdan ve ego savaşlarından kesinlikle uzak durmalıyız. Karşımızdaki insanı eleştirmeden önce iğneyi biraz da kendimize batırmakta fayda var.
Evimizde, yuvamızda güvenli alanımızı korurken, dışarıdaki fırtınaya karşı sağlam bir duvar örmeliyiz. Sınırlarımızı net bir şekilde çizerken, sevgi dilini de asla elden bırakmamalıyız.
Dünya astrolojisi gözüyle baktığımızdaysa bu dolunay oldukça sarsıcı gündemlere gebe. Liderlerin, yöneticilerin ve hükümetlerin zorlayıcı testlerden geçeceği bir dönem başlıyor. Uluslararası ilişkilerde diplomatik krizler, anlaşmazlıklar ve masadan kalkma durumları yaşanabilir. Ülkelerin sınır güvenliği, halkın huzuru ve barınma ihtiyaçları
ana tartışma konuları olacak. Ekonomik olarak da kemer sıkma politikalarının daha da sertleştiğine şahit olabiliriz. Çiftçiler, tarım sektörü ve gıda tedarikiyle ilgili konular da maalesef risk altında.
Hepimize adaletli, dengeli, huzurlu ve içsel farkındalığımızın yüksek olduğu bir dolunay dönemi dilerim.