Zarflarla sararan hayatlar...
Almanya doğumlu Türk yönetmen İlker Çatak’ın imzasını taşıyan ‘Sarı Zarflar’, sistemle ters düşüp işlerini kaybeden ve ayakta durmak için çabalayan bir çiftin yaşadığı zorlukları anlatıyor. Özgü Namal ve Tansu Biçer’in ana karakterlerine hayat verdiği yapım, son Berlin Film Festivali’nde en büyük ödül olan Altın Ayı’yı kazanmıştı.
Aziz oyun yazarı ve akademisyendir. Eşi Derya’ysa Devlet Tiyatroları bünyesinde çalışan yıldız bir oyuncudur. Ne var ki Aziz’in yazdığı son oyunun prömiyerinde yaşananlar hayatlarını rayından çıkaracaktır. Derya’nın geceye gelen resmi görevliyle fotoğraf karesinde olmaması, akabinde Aziz’in üniversite bünyesinde kimi akademisyenlerle birlikte ‘savaşa hayır’ demesi onlar için süreci hızlandırır. Bir anda oyun iptal edilip yerine ‘Leyla ile Mecnun’un sahnelenmesi istenir, öte yandan Aziz ve arkadaşlarının da üniversiteyle ilişkisi kesilir. Peşi sıra apartmanlarına gelen polislerin yöneticiye “Aman, buraya tehlikeli insanlar falan gelmesin” türü üstü kapalı uyarılarıyla hedef tahtasına konan bu sanatçı çift ve henüz hayatının baharındaki 13 yaşındaki kızları Ezgi için Ankara çıkmaz bir seçeneğe dönüşür. Üçlü İstanbul’a gider ve Aziz’in annesinin evine yerleşir. Derya kültürel ve siyasal açıdan farklı noktada olan abisinden aileye ait bir araziyi satmasını isteyerek durumu kurtarmanın yolunu arar, Aziz’se kayınbiraderinin yardımıyla taksicilik yapmaya başlar. Lakin bütün bu pansuman hamleleri sorunları çözmeye yetmeyecektir...🤫
Bu yılki Berlin Film Fesivali’nde en büyük ödül olan Altın Ayı’yı alan ‘Sarı Zarflar’ (Gelbe Briefe) kısaca böyle bir konuya sahip. Filmin yaratıcısı 1984 Berlin doğumlu Türk yönetmen İlker Çatak. Çocukluk yılları Almanya-Türkiye hattında geçen ve liseyi İstanbul’da okuyan Çatak, sinema kariyerini Almanya’da oluşturmuş bir isim. En son iki yıl önce ‘Öğretmenler Odası’ (Das Lehrerzimmer) adlı çalışmasıyla dikkat çeken ve bu yapımla Almanya’yı Oscar’da temsil eden Çatak, ‘Sarı Zarflar’da sistemin kendinden yana görmediği bir ailenin, içine itildiği kimi cenderelerle dengesinin bozulmasını ve adım adım dağılma aşamasına gelmesini anlatıyor. Senaryosunu Çatak’ın yanı sıra Ayda Meltem Çatak ve Enis Köstepen’in kaleme aldığı film, zekice bir dokunuşla Ankara ve İstanbul bölümlerini ‘Ankara olarak Berlin’, ‘İstanbul olarak Hamburg’ ibareleri eşliğinde açıyor ve bu hamleyle öykü belli bir coğrafyaya ait olmaktan çıkıp net bir adres göstermeden her ülkede ve yörede yaşanan, yaşanabilecek, arka planına siyasi gelişmelerin damga vurduğu bir aile dramını perdeye yansıtıyor.