Senaryonun başarısı, aile bireylerinin giderek daralan bir çember içinde hareketsiz kalışlarını ve bu durumla baş etmek için uğraşırken entelektüel, ahlaki ve vicdani hesaplaşmalara girişmelerini mantıklı ve insani bir perspektifle yansıtması olmuş. İlk olarak Derya’nın tiyatrodaki yöneticisine rest çekmesinin ardından yanında duran arkadaşlarının dayatılan oyunda rol almaları ve hiçbir şey olmamışçasına yola devam etmeleri, Aziz’in zaman içinde ailevi problemlerini öne sürerek Ankara bağlantısını koparması, yolunu küçük bir tiyatro çatısı içinde çizerken yaşadıklarını anlatan bir oyun sahneye koymaya çalışması, Derya’nın bu oyunda ana karakteri üstlenmesi... Öte yandan asıl sorunun içeriden filizlenmesi, yani küçük kızları Ezgi’nin babaannesiyle sürekli didişerek ‘kuşak farkı’ üzerinden ortaya çıkan krizler vs. derken ikili bir hayli yıpranır. Yaşadıkları sadece bir entelektüel ya da siyasi duruş sorunu değildir; gündelik hayat, ekonomi, asgari düzeyde geçinme çabası, Ezgi’yi iyi bir özel eğitim kurumuna verme düşüncesi, küçük kızın ısrarla “Devlet okulunda okumak istiyorum” çıkışları ve küçük didişmelerin giderek büyüttüğü ‘sanatçı egosu’ meselesi...
İş Aziz’in Derya’ya “Seni ben yarattım” demesine (‘Bir Yıldız Doğuyor’ meselesi!) kadar gidiyor...
İlker Çatak dengeli dokunuşlarla bu tür bir süreçte yaşananları olabildiğince sakin ama çarpıcı ve gerçekçi bir biçimde perdeye taşımış. Eğer ekonomik açıdan önünüz kesilirse ve ‘ekmek parası’ denen şey kapınızı güçlü bir şekilde çalarsa siyasi duruşunuz ve ifade özgürlüğünüz tartışılabilir bir yere kayabilir. Bunu şu anlamda söylüyorum, ayakta kalmak adına ilkelerinizden vazgeçebilirsiniz. Ki Derya nihayetinde küçük bir salonda, az sayıda seyirci karşısında, onun deyişiyle tatmin amaçlı sanat yapmak yerine zamanında kendilerini hedef gösteren bir kanal için popüler bir dizide rol almayı kabul ediyor ve ekonomik kurtuluş reçetesini buluyor (bu arada babaannenin, gelininin dizisini seyrettiği kadraj muhteşemdi bence). Bu durum kuşkusuz orta sınıf ikiyüzlülüğü olarak görülebilir ya da o koşullar altında yola devam etmek için verilen tavizler olarak yorumlanabilir. Bu açıdan senaryonun insanın bu tür bıçak sırtı durumlarda ilkeleriyle ters düşmesini de tartışmaya açmasını ben olumlu buldum.