YA OKUYACAK YA ‘SERSERİ’ OLACAK
İlkokulda öğretmeni, Çelik’teki cevheri görüyor; ona hava durumu çizelgelerini yapma görevi veriyor. Çelik duvar gazetesi çıkarmaya başlıyor: “Bu fikir nereden geldi bilmiyorum. Annemin okuma yazması yoktu. Babam da ancak ilkokul üçüncü sınıfa kadar okumuş.” Derken bir haber geliyor; Ziraat Bankası iyi not alan çocukları bursla Ankara Koleji’nde okutacak… Çelik’in önüne iki seçenek çıkıyor; ya bursu kazanıp okuyacak ya da kendi deyimiyle ‘serseri’ olacak. Seçimini yapıyor: Okulu birincilikle bitiriyor. Bursu bir o bir de banka müdürünün oğlu kazanıyor.
FİSTİRİFİLLOV GAZETESİ YÖNETMENİ
Ankara Koleji’nde yine bir duvar gazetesi çıkarıyor: FİSTİRİFİLLOV. Ancak ‘Sırat Köprüsü’nde Yolsuzluk’ manşeti sebebiyle okuldaki ilk fırçasını da yiyor. Henüz 12 yaşında… Hazırlık ve orta birinci sınıfı Ankara’da bitirdikten sonra banka daha uyumlu olacağı düşüncesiyle onu önce Antalya’ya, oradan Ankara’daki Kurtuluş Lisesi’ne yolluyor. Çelik, lise eğitimini en son Adana Erkek Lisesi’nde tamamlayabiliyor.
4-BANKANIN RESSAMI UYARI YAZISINI GÖRÜNCE…
Üniversite için gönlü Güzel Sanatlar Akademisi’nde... Ancak banka bursuyla okumuş, bankaya da iktisatçı lazım. Mecbur İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne kaydoluyor. Bir yandan Ziraat Bankası’nın Muhaberat Bölümü’nde çalışıyor. Kargoları dağıtırken koridordan geçenlerin resimlerini yapıyor. Bir gün: “Benden kapıya asmak üzere bir ‘Lütfen Kapıyı Kapatınız’ yazısı istediler. Bankanın ressamı yazıyı görünce durakladı. Gitti, geri geldi ve beni reklam servisine aldı.”
KÖYLERE AFİŞ HAZIRLARKEN...
Çelik, “Orada herkes ressamdı. Bense kargadan başka kuş bilmeyen bir adamdım” diye devam ediyor: “Bir gün köylere dağıtılmak üzere afişler yapılacağı haberi geldi. Müdür Bey’e bir öneri sundum; bütün Anadolu köyleri türkü sever. Anadolu’da da Âşık Veysel sevilir. Acaba onunla anlaşsak, Sami Güner de bize köy resimleri getirse… Önerim kabul oldu. Köy afişlerimizi Âşık Veysel’in şiirleriyle basalım dedim. Sami Güner’in köy fotoğraflarıyla basıldı. Âşık Veysel’in çok bilinen bir fotoğrafım vardır, çok sevilen bu fotoğrafı da bu arada tek kare olarak çekmiştim.”
NE MUCİZE BİR ŞEY BU
6-Fotoğrafa ne zaman başlamış? Yanıtı: “Bir gün babam, anama ‘Çocukların saçını tara eve resimci gelecek’ dedi. Çok şaşırdım; resimleri için neden hazırlık yapılıyordu? Fotoğraf makinesini ilk o zaman gördüm. Ne mucize bir şey bu!’ demiştim. Kolejde ucuz bir fotoğraf makinesi aldım. Sonra bankada bir fotoğraf makinesi aldık. Bir filmle 12 poz çekilirdi. İlkiyle Âşık Veysel’i çektim. Çektiğim doğa resimleri bankanın ajandasında basıldı.”
SENE 1976