Sanata yansıyan kimlik ve hafıza
SANATTA ne yapmak istediğinin en net cevabını doğduğu köyde açtığı müzeyle verdi sanatçı ve akademisyen Hüsamettin Koçan. Bu anlamda bir bütün olarak en önemli yapıtı sayılır Bayburt’ta bir dağın başında kurduğu Baksı Müzesi.
Müzede hayata geçirilen sergiler, ‘Akarsu Üstünde Konuşmalar’, ‘Ütopya Etkinlikleri’, ‘Anadolu Ödülleri’ ve diğer etkinlikler onun düşünce dünyasının ipuçlarını verir.
Koçan son olarak kendisiyle hesaplaşmasının ve kendi varlığını sorgulamasını bir sergiye dönüştürdü ve ‘Ben Bu’ adıyla Ankara, Cer Modern’de sanatseverlerle buluşturdu.
İstanbul’daki atölyesinde ürettiği ve Baksı Müzesi’nden getirdiği eserlerden oluşan sergi bu yönüyle bir hasret kavuşması.
‘Ben Bu’ başlığı dışarıya verilmiş bir mesajdan çok, sanatçının kendi içinde açtığı bir tartışma ve hesaplaşma.
Hüsamettin Koçan eserleriyle yaptığı bu hesaplaşmayı 10 maddede anlatsa neler söylerdi? İşte cevapları:
BEN BUYUM
- Kişisel yaşamımın sanatıma dönüştüğü bir sergi bu.
- Sanatçının adanmış ve masum olanı sanatın amaçladığı dünyayı yaratan insandır.
- Bilim ve sanat çok tehlikeli bir noktada buluşurlar. O da bütün süreçlerin kişisel çıkara bağlandığı noktadadır.
- Gelenek deyince tekrar kavramıyla kuşanırsa sonuçta ortaya çıkan yenilik olmaz, yenilik olmayınca da tekrar toplumu olursunuz. Tekrar toplumları hiçbir zaman insanı yüceltici ve gelecekçi projeler geliştiremez.
- Akademiler ve çağı temsil eden kurumsal dinamikler önceden tayin edilmiş önyargıları kendileri için hedef kabul ettikleri andan itibaren ne bilim kalabilir ne de sanat. Her ikisi de özgürlük ister, bu özgürlüğün odağı da bireysel özerkliktir.
Hüsamettin Koçan