BÜYÜKLÜK MÜ GÜVENLİK Mİ?
* En büyük kavga gerçekten metrekare mi?
Kesinlikle öyle. Sahada en çok duyduğumuz cümle şu: “Ben niye küçüleyim? Ama burada herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: 10 metrekare için hayat riske atılır mı? İnsanlar bazen küçülmeyi kabul etmemek için yıllarca riskli binada oturmaya devam ediyor. Birçok bina, sırf birkaç metrekare kavgası yüzünden yıllarca dönüşemiyor. Asıl mesele şu: Büyük ev mi, güvenli ev mi? Çünkü deprem, yıkarken dairenizin metrekaresine bakmıyor.
* Niye eski daire büyüklüğü yeni binada korunamıyor?
Bugün yeni yapılarda; deprem yönetmeliği, sığınak, otopark, asansör, yangın güvenliği, ortak alan zorunlulukları var. Bir de inşaat maliyetleri çok yükseldi. Bu nedenle şu gerçekle yüzleşmek gerekiyor: Herkesin hiçbir kayıp yaşamadan aynı büyüklükte eve dönmesi çoğu zaman mümkün değil. Kentsel dönüşümde bazen herkes fedakârlıkta bulunacak.
* Kentsel dönüşüm için kaç kişinin onayı gerekiyor?
Vatandaşın en çok karıştırdığı konulardan biri bu. Bugün riskli yapı tespiti kesinleşen binalarda süreç artık eskisine göre daha kolay ilerliyor. Pratikte arsa payı çoğunluğunun salt çoğunluğu, yani %50+1 ile dönüşüm kararı alınabilen bir sistem var. Bu ne demek? Artık bir apartmanda çoğunluk dönüşüm istiyorsa, süreç daha kolay yürüyebiliyor. Yani “Bir kişi istemiyor diye bütün bina beklesin” dönemi büyük ölçüde geride kaldı.
* Apartmanlarda en büyük kriz nerede çıkıyor?
En büyük kriz güven meselesinde çıkıyor. Çünkü apartmanda birkaç kişi süreci yürütmeye başlıyor, sonra şu tartışmalar başlıyor: “Neden bu müteahhit? Bize söylenmeyen bir şey mi var? Komisyon mu alındı?”
Benim önerim net: Apartmanda dönüşüm süreci şeffaf yürütülmeli. Teklif açık olacak.