OLIVIA MÜTHİŞ BİR PROFESYONEL
- Olivia Cooke’un hayat verdiği Cherry ile aranızda oldukça katmanlı ve yoğun bir ilişki var. Bu kimyayı nasıl kurdunuz?
- Olivia müthiş bir profesyonel. Çok açık, çok esnek ve inanılmaz hızlı adapte olabilen bir oyuncu. Ona bazen “Tamam, bu duyguyu aldık, bir tane daha çekme şansımız var” diyordum. Takvimimiz çok sıkışıktı, bu yüzden oldukça hızlı ilerlememiz gerekiyordu. Ama “Bu kez sahnenin tam tersi bir tonunu deneyelim, bana başka bir renk ver” dediğim anda bambaşka bir yorumla geri veriyordu.
Bu da kurgu aşamasında bana büyük bir alan açtı. Elimizde çok farklı tonlarda, çok zengin seçenekler vardı.
- Hikâyeyi iki ana karakterin bakış açısından anlatmak en baştan beri tercih edilen bir yapı mıydı?
- Bu aslında büyük ölçüde kitapta da vardı. Tabii romanı okurken, Cherry’nin neden öyle davrandığını, o dürtünün ya da refleksin nereden geldiğini anlatmak için iki-üç sayfalık bir alanınız oluyor. Onun iç dünyasını, o davranışın arkasındaki nedenleri daha ayrıntılı biçimde anlayabiliyorsunuz. Laura için de aynı şey geçerli. O çok sevdiği, çok kıymetli oğlunu bırakma korkusunu, oğlu 30 yaşında olmasına rağmen neden ona hâlâ 6 yaşındaymış gibi tutunduğunu okurken anlıyorsunuz.
Dizi, anneler ile çocuklarının partnerleri arasındaki karmaşık ilişkiyi oldukça derin işliyor. Sizi bu hikâyeye kişisel olarak bağlayan bir deneyiminiz oldu mu?
- Cherry’nin yaşadığı kadar uç bir durum olmasa da; çocuklarımın hayatına giren bazı kişilerle tanışınca içimden “Tamam, buna en fazla 1 hafta veriyorum” diye geçirebiliyorum. Sanırım bu biraz annelerin sezgisiyle ilgili. İçten içe “Bu uzun sürmeyecek, merak etme” diyorsunuz.
- Kadınlardaki kuşaklar arası güç dengesi ve gerilim, son dönemde ekranda sık işlenen temalardan biri. Bu karakteri kabul etmenizde sizi en çok etkileyen taraf neydi?
- Ortamda iki alfa kadın olduğunda, elbette arada bir çatışma doğuyor. İki güçlü kadın aynı odadaysa, bunun içinde bir gerilim olması kaçınılmaz. Ama başka bir dünyada, Cherry ve Laura aslında çok iyi arkadaş olabilirlerdi. Çünkü hırsları, iradeleri ve hayata tutunma biçimleri açısından birbirlerine çok benziyorlar.🙄