Gerçi kan emici kont, 1953’te Türkiye’ye de gelmiş: Mehmet Muhtar’ın yönetmenliğini üstlendiği “Drakula İstanbul’da” filmiyle. Fakat Drakula’nın bizimle olan asıl hikâyesi o filmde de bir tarihi ön bilgi olarak yer almış sadece. O kadarını elin oğlu da yapıyor. Hemen her vampir filminin başına bu tarihi hatırlatma düşülüyor.
Giray Altınok ve arkadaşlarının üzerinde çalıştığı yeni vampir senaryosu nerede başlıyor, nasıl ilerliyor henüz belli değil doğal olarak.
Ama aradan geçmiş kaç yüzyıl! Artık yerli bir vampir anlatımı izlemek de hakkımız. Drakula efendi, bu sefer de turist gibi tesadüfen gelmesin lütfen İstanbul’a...😑