Bu yaklaşımı uluslararası platformlarda da karşılık bulmuş. 2024 hasadı London International Honey Awards’da (Londra Uluslararası Bal Ödülleri) tat, kalite ve tasarım kategorilerinde altın ödül almış. 2025’teyse Paris International Honey Awards’dan (Paris Uluslararası Bal Ödülleri) yine altın gelmiş. Bu ödüller ‘farklı’ olduğu için değil; tam tersine kendi kategorisinin doğrularını en iyi biçimde yaptığı için veriliyor. Ama jüri üyelerinin asıl dikkat ettiği şey, balın geldiği yerin karakterini ne kadar taşıdığı. Balca’nın üretiminde bu karakter en net şekilde meşe balında ortaya çıkıyor. Aslında bu bir tercihten öte bir sonuç. Derbent Köyü’ndeki aile çiftliğinin arkasında uzanan meşe ormanları, arıların yönünü belirlemiş. Ortaya çıkan ürünse klasik bir çiçek balı değil, bir salgı balı olmuş. Nektardan değil, ağaç üzerinde yaşayan farklı böceklerin salgılarından oluşan çokkatmanlı bir yapı.
Balca kendi balının tadım notlarını şöyle tarif ediyor; ‘çiçeksi değil, daha odunsu, reçinemsi, balsamik ve hafif mineral bir yapı’. Tatlılığı düşük ama aromatik derinliği yüksek. “Aslında biraz şarap gibi” diye ekliyor; “her yıl aynı değil”. Çünkü bu balın karakterini; o yılın iklimi, ağacın durumu, böcek popülasyonu ve ormanın dengesi belirliyor. Yani her hasat kendine has, özel.🤭