Usher Tinkler ve Gundog gibi daha genç bağevleri bölgeye başka bir enerji katıyor. Daha deneysel üretimler. Daha modern tadım alanları. Ziyaretçiyle daha rahat bir ilişki.
Bir tarafta 100 yıllık üreticiler.
Diğer tarafta yeni kuşak.
Bölgeyi güçlü tutan denge bu.
Bağ rotalarının güzel taraflarından biri de şu; aynı gün içinde farklı üreticilerle karşılaşıyorsunuz. Üzüm yetiştiricisi, şef, peynirci, şarküteri ustası, çiftçi...
Bir de Hungerford var. Burası bağevi değil. Kasap.
Sahibi uzun yıllar iyi restoranlarda çalışmış bir şef. Sonra mutfaktan çıkıp kendi işini kurmaya karar vermiş. Bölgeye gelip şarküteri ve kaliteli et üzerine çalışan bir kasap açmış.
Kendi salamlarını, kurutulmuş etlerini ve işlenmiş et ürünlerini hazırlıyor. Çevredeki üreticilerden gelen etleri işliyor. Bağ rotasında duran insanlar için burası doğal bir durak.
Üzüm bağları, restoranlar ve bu tarz üreticiler bir araya gelince gerçek gastronomi turizmi ortaya çıkıyor. Denklem aslında çok basit.
Yerel üretim. Yerel hikâye. Yerinde tüketim.
Yeni kuşak da sahnede
Şimdi Türkiye tarafına bakalım.🤫