Genetik obezite kader değil
HER obezite aynı değildir. Obeziteyi tek bir başlık altında toplamak, aslında birbirinden tamamen farklı hastalıkları aynı kefeye koymak demektir. Oysa klinikte bu ayrımı yapabilmek kritik; çünkü her obezitenin nedeni farklı, dolayısıyla tedavisi de bambaşkadır.
Bu yazıda maalesef sıklıkla gözden kaçan, yeterince ele alınmayan ve artık yeni tedavi seçenekleri bulunan genetik ve “hipotalamik obezite”den bahsedeceğiz. Özellikle beyin ameliyatları sonrasında aniden ortaya çıkan ya da genetik bir kod hatasıyla henüz çocukluk çağında başlayan bazı obezite türleri, beynin derinliklerinde enerji dengesini yöneten merkezlerdeki bir iletişim aksamasının sonucudur.
Bu nedenle beyin hasarı sonrası gelişen “hipotalamik” obeziteyi ya da tek gen mutasyonlarına bağlı gelişen genetik obeziteyi ayırt etmek ve gerekli taramaları yapmak hayati önem taşır. Çünkü bu hastalarda sorun yaşam tarzı değildir. Diyetler, cerrahi yöntemler ya da diğer obezite türlerinde oldukça etkili olan GLP-1 tedavileri bu hastalarda işe yaramaz. Çünkü bu hastaların beyninde iştah cevabı oluşmamaktadır; sürekli açlık ve yemek arayışı, öyle kontrol edilemez bir seviyeye ulaşır ki bazı aileler buzdolabına kilit vurmak zorunda bile kalır.
Tam da bu yüzden bu ayrımı yapmak bugün her zamankinden daha kritik. Çünkü uzun yıllar “tedavisi yok” denilerek çaresiz kabul edilen bu tablolar için etkili tedaviler artık klinik uygulamaya girmeye başladı.