AMELİYAT SONRASI GELİŞEN HİPOTALAMİK OBEZİTE
Özellikle beyin cerrahisi sonrası ortaya çıkan ve “edinilmiş hipotalamik obezite” dediğimiz tablo, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir durumdur. Beyin tabanında, hipofiz bezine yakın bölgede gelişen kraniyofaringiyom gibi tümörlerin ameliyatı veya radyoterapisi sonrasında ya da kafa travmalarında hastalarda ani ve durdurulamaz bir kilo artışı görebiliyoruz.
Aileler ve hekimler haklı olarak hayati öneme sahip tümörle mücadeleye o kadar odaklanırlar ki, sonrasında gelişen bu aşırı obezite bazen “ikincil bir problem” gibi görülüp arka planda kalabilir. Oysa bu hastalar, iradeleri dışında gelişen beynindeki hasar nedeniyle “patolojik bir açlık” (hiperfaji) yaşarlar. Ne kadar yerlerse yesinler beyin sürekli “açsın, ye” komutu gönderir. Bu tablo, tedavisi klasik obeziteden tamamen farklı olan, ciddiyetle ele alınması gereken bağımsız bir hastalıktır.
VÜCUDUN ORKESTRA ŞEFİ: HİPOTALAMUS
Hipotalamus, beynimizin en tabanında yer alan, fındık büyüklüğünde ancak işlevi devasa bir merkezdir. Onu vücudumuzun “ana iştah şalteri” gibi düşünebilirsiniz. Ne zaman acıkacağımızı, ne zaman doyacağımızı ve ne kadar enerji yakacağımızı o belirler. Eğer bu merkez hasar görürse ya da genetik olarak düzgün çalışmazsa, kişi ne kadar iradeli olursa olsun “doyma” sinyali beyne ulaşmaz. Vücut sürekli bir “kıtlık” moduna girer ve enerji hızla yağa dönüştürülür. Kontrol edilemeyen, sürekli yeme arama ve aşerme davranışı görülür. Obezite hızla ilerler ve diğer hastalıklar için zemin hazırlar. Özellikle çocuklarda bu duruma uzun süre maruz kalmak, yaşam boyu ciddi bir yük oluşturur; kalp krizi ve inme gibi normalde ileri yaşlarda görülen sorunların 20’li yaşlarda bile ortaya çıkmasına yol açabilir.