Belki de Adana’ya gitmek için kendime bahaneler yaratmamın nedeni bu.
Ama doğruyu söylemek gerekirse, Adanalılar da bunu çok iyi başarıyor.
Nisanda Portakal Çiçeği Karnavalı, eylülde Altın Koza Film Festivali, ekimde Lezzet Festivali...
Adana, gitmek için nedenler üreten bir şehir.
Bir şehri anlatmak için hikâyeler yazmak gerekiyor.
Ve bu hikâyeler sürdürülebilir olursa, işte o zaman akıllarda kalıyor; şehir yavaş yavaş bir markaya dönüşüyor.
Türkiye gibi bir ülkede her yıl, her seferinde daha büyük bir coşkuyla festivaller yapmak kolay değil.
O yüzden Adana’yı, Adanalıları gerçekten takdir ediyorum.
Dediğim gibi...
İki günlüğüne de olsa siyasetin o hepimizi boğan gündeminden uzaklaşmak iyi geldi.
Nisan Anadolu’da güzeldir.
Portakal çiçeklerinin kokusu ise bambaşkadır.🤭