'İMKANLARIM DAHİLİNDE ÇOCUĞA YARDIMCI OLDUM'
Ergen ifadesinde, "Abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetinin önlemesine yönelikti. Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelere devam ettik. Çocuğun tedavisi için hastaneye yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyor, konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla hastaneye yatışının sağlanması amacı ile hastaneden biri ile görüştüm. Daha sonra Fatma Nur'a telefon ettim ve hastaneye gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladı. Çocuk hastanede 9-10 gün kadar yatarak tedavi gördü ve bu süreçte bana defalarca kez teşekkür etti. Daha sonra hastaneden taburcu oldu. Benim aile evinde yaptığım ziyaret esnasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın çocuğu ile ilgilenmediği ve herhangi bir yardımda bulunmadığı konusunda bana herhangi bir şey söylemedi. Kesinlikle bu konuya ilişkin Fatma Nur'dan bir yakınma duymadım. Ancak yukarıda ifadem de belirttiğim gibi annenin temel kaygısı çocuğun kendisinden alınarak boşanmış olduğu eşi olan babaya verilmesiydi. Ayrıca kendisi ile yaptığım görüşmede çocuğun kendisinden alınmayacağını çünkü kendisi ve kızını istismar eden ve hakkında dava açılan babaya çocuğun verilmeyeceğini defaatle telkinde bulundum. Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım. Yukarıda ifademde belirttiğim üzere ben bu süreçte basın yayın yolu ile bana seslenen Fatma Nur'a karşı kaygısız kalamadım bu nedenle kendisi ile temasa geçtim. Bu nedenle Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusu nedeniyle son derece üzgünüm. Suç duyurusuna konu atılı eylemler yargılanmamı gerektirmemektedir. Bu nedenle hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep ederim" dedi.