ANKARA’NIN SÜREÇTEKİ ROLÜ
◊ Türkiye başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere tüm kurumları ile aktörlerle görüştü. Sadece son bir haftada Dışişleri Bakanı Fidan, Pakistan Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile 50’ye yakın görüşme yaptı.
◊ Süreçte Ankara, İran’a karşılık vermek isteyen Körfez ülkelerini de tutarak, bölgesel savaşa dönüşmesine engel oldu.
◊ Kürt grupların savaşa dahil edilmesini de önledi.
◊ Gerekli mesajlar taraflara zamanında verildi.
SAVAŞIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: ABD’NİN KAYIPLARI
Şimdi gelelim konunun diğer boyutlarına... ABD Başkanı’nın yüksek tondan tüm söylemlerine karşı sıkıştığı ve bir çıkış kapısı aradığı biliniyordu. Sahada dolaşan ciddiyetle değerlendirilmesi gereken bir de tablo var. ABD’nin hem füze kapasitesinin büyük çoğunluğunu kullandığı bilgisi hem de kayıplar:
◊ F-35 Lightning II: 1 savaş uçağı hasar aldı.
◊ F-15E Strike Eagle: 4 kayıp iddiası (Kuveyt ve İran üzerinde).
◊ A-10 Thunderbolt II: 1 uçak düşürüldü.
◊ MC-130J Commando II: 2 uçak imha edildi
◊ E-3 Sentry AWACS: 1 erken uyarı uçağı yok edildi (≈700 milyon $).
◊ KC-135 Tanker: 2 imha, 6 hasarlı.
◊ AH/MH-6 Little Bird: 4 helikopter.
◊ MQ-9 Reaper: 17 İHA.
◊ HH-60M / HH-60W: toplam 3 kayıp/hasar.
◊ CH-47F Chinook: 2 ağır helikopter.
Bu, savaşın askeri dengesi açısından kritik bir kırılma olduğunu gösteriyor. ABD’nin İran’ı hafife aldığı ve bu öngörüde de yanıldığını gözler önüne seriyor.
ABD NEDEN FRENE BASTI?
Kayıpların yanı sıra sahaya dair en kritik veri şu:
◊ ABD’nin bu süreçte füze kapasitesinin yaklaşık yüzde 70’ini kullandığı iddiası.
Bu bilgi şu açıdan önemli:
◊ Yoğun ve kısa sürede yapılan operasyonlar.
◊ Çoklu cephe baskısı.
◊ Artan mühimmat tüketimi.
Bu tabloyu destekliyor. Ve doğrudan şu sonuca götürüyor:
◊ ABD, uzun süreli bir çatışmayı sürdürmek istemiyor.
◊ Çünkü sürdürülebilirlik riski var.
◊ Trump askeri, diplomatik ve siyasi açıdan sıkıştı.
Bu nedenle ateşkes bir diplomatik tercih değil, askeri zorunluluk