‘Nasıl Katil Olunur?’a gelince, hazır bir konu alınmış, üzerinde küçük rötuşlar yapılmış ama ne yazık ki orijinal yapım gibi etki bırakacak bir film ortaya çıkamamış. İngiltere’den günümüz New York’una taşınan öykü açgözlülük gibi ana bir tema üzerinde yükselirken Wall Street’in kaygan zemininde tutunmaya çalışan ama asıl amacı kuzenlerini öldürerek yüklü bir servete konmak olan bir karakterin peşine takılıyor. Lakin bu karakterin (belli ki bilerek yapılmış) özel bir derinliği yok, yani durduk yere adeta ‘seri katil’e dönüşmesini yüzeysel bir yapı içinde pek de anlayamıyoruz. Tamam, bu bir kara komedi ve bu denli derinliğe gerek yok ama yine de senaryo ve akış daha inandırıcı ve tatmin edici yanlar barındırmalıydı diye düşünüyorum. Önceki filmlerinden ‘The Hitman’le böylesi bir karakter için bir tür prova yapan Glen Powell, Becket’ta; Margaret Qualley (onu ‘The Substance’/‘Cevher’den hatırlıyor olmalısınız) Hollywood’un eski ‘şuh kadın’ (femme fatale) tipolojisini andıran Julia’da; Ed Harris acımasız baba Whitelaw Redfellow’da ellerinden geleni yapıyorlar ama durumu kurtaramıyorlar. Filmin en akılda kalıcı esprisiyse Becket’ın ikinci kurbanı olan modern sanatçı akrabası Noah’nın, entelektüel çevrelerde kendisinin ‘Beyaz Basquiat’ olarak adlandırıldığını deklare etmesiydi. Sonrasında Becket, Noah’nın kız arkadaşı Ruth’a ilgi duyuyor ve bu onun gerçek aşkına dönüşüyor.
Meselenin ‘zengin düşmanlığı’ faslına geri dönecek olursak; aslında bu tema sinemanın ilk günlerinden beri var. Yeşilçam’ın en temel meselesi bile diyebiliriz. Hatta kalıbımız ‘zengin çocuk-fakir kız’ ya da ‘zengin kız-fakir çocuk’
değil midir? Lakin bizim sinemamızda gönüller bir olur ve sınıf farklılığı bir şekilde aşılır! ‘Nasıl Katil Olunur?’daysa zenginler Yeşilçam’ın karikatürize profilleri gibiler ve bu kadar yumuşak, masum çizilmiş karakterleri öldürmek için sebep bulmak zor geliyor. Tek bir motivasyon var, Becket’ın mahrum edildiği servete kavuşması, ki o da kendi payına düşeni değil, hepsini istiyor!
John Patton Ford, 2022 tarihli ilk filminde (Emily the Criminal) borç batağındaki genç bir kadının kredi kartı dolandırıcılığı işi vasıtasıyla suç dünyasına sürüklenmesini anlatıyordu. İkinci filmi ‘Nasıl Katil Olunur?’da da benzer şekilde çıkış hikâyesi anlatıyor ama önceki adımı kadar etkileyici bir yapıt ortaya koyamamış.
Diğer seçenekler...
◊ İnsanların, yıldızların hayalet ışığında çorak uydularda hayatta kalmaya çalıştığı bir gelecekte tarayıcı bir şey tespit eder: Kanla kaplı bir okyanus. Ve ardından bu kanlı derinlikleri keşfetmek üzere Iron Lung adlı ilkel bir denizaltı inşa edilir.
Mark Fishbasch’ın yönettiği ‘Iron Lung’da Mark Fishbasch, Caroline Kaplan, Troy Baker ve Elsie Lovelock başrolleri paylaşıyor.
◊ Haftanın menüsündeki diğer yapımlar şöyle: ‘Timur: Bir Fatih’in Yükselişi’ (Rise of the Last Conqueror/Yön: Jacob Schwarz), ‘Bitmesin Hikâyemiz’ (Tak Ingin Usai di Sini/Yön: Robert Ronny), ‘Kopya Kâğıdı’ (Bershama/Yön: Khaled Diab), ‘KUL dilemma’ (Yön: Mehmet Emin Yıldırım), ‘Karabasan’ (Yön: Mesut Çetin), ‘Kutup Kahramanları’ (Geroi Arktiki/Yön: Aleksey Zamyslov).
◊ Ayrıca 2012 tarihli, Gary Ross imzalı ‘Açlık Oyunları’ (The Hunger Games) da bu hafta yeniden vizyona giriyor.