Yeni nesil dünyaya umut getirme gücüne sahip
Yazar Margaret Atwood’un distopik evreni, bu kez yeni kuşağın gözünden yeniden şekilleniyor. Aynı adlı kitaptan uyarlanan “The Handmaid’s Tale” dizisinin bıraktığı yerden devam eden “The Testaments”, baskı, hafıza, inanç ve isyan ekseninde yeni neslin verdiği mücadeleyi odağına alıyor. Gilead’ın sert ve karanlık düzeninde büyüyen genç kadınların hikâyesini anlatan bu yeni dizi, rejimin derinlere gizlenmiş çatlaklarını görünür kılıyor. “The Testaments”i başrol oyuncusu Chase Infiniti ile konuştuk.
“One Battle After Another” (Savaş Üstüne Savaş) filminin hemen ardından, ilk kez bir dizide başrol üstlendiniz. Bu süreçten bahsedebilir misiniz?
- Her şey tam anlamıyla çılgıncaydı. Şunu çok iyi hatırlıyorum; “One Battle After Another”ın çekimlerini tamamlamamızın üzerinden birkaç ay geçmişti ki, “The Testaments” için seçmelere katılmamı isteyen e-posta, gelen kutuma düştü. O an kendi kendime “Derhal katılmalıyım!” dedim. Hikâye tek kelimeyle inanılmazdı. Sadece bu projenin seçmelerine katılma fırsatını yakalamış olmaktan ötürü bile ne kadar büyük bir coşku ve heyecan duyduğumu çok net hatırlıyorum. Bu yıl benim için kelimenin tam anlamıyla akıl almaz şekilde geçti. Yaşanan her şey inanılmaz güzeldi. “One Battle After Another”ın bir parçası olduğum ve şu an bu projeyle burada bulunduğum için kendimi son derece şanslı ve kutsanmış hissediyorum.
* “One Battle After Another”daki performansınızla çok büyük ilgi topladınız. Bu durum, “The Testaments” projesine başlarken, yeni role yaklaşımınızdaki özgüveninizi veya bakış açınızı değiştirdi mi?
- Film setinde bulunan herkesten; tüm oyuncu kadrosundan, set ekibinden ve yönetmenimiz Paul Thomas Anderson’dan çok şey öğrendim. Oradan alıp “The Testaments” projesine taşıdığım en önemli unsurlardan biri, onlardan öğrendiğim “nazik liderlik” anlayışıydı. Bu anlayışı gerçekten benimsedim ve yeni sette de sürdürmeye gayret ettim.
Genel olarak “ekip odaklı” bir zihniyete sahibim. Bu yaklaşım, dizimiz için son derece geçerli. Zira dizimiz kız grubunun varlığına, aralarındaki dostluğa ve ilişkilere dayanıyor. Neyse ki, bu bağı kurmak için pek de çabalamamız gerekmedi. Hepimiz birbirimizi o kadar çok seviyoruz ki!🙄