Eski Tahran Büyükelçisi deneyimli diplomat Volkan Vural anlattı: Hark Adası’nda film gibi bir operasyon
İran-Irak Savaşı sırasında, şu anda da gündemin tam ortasında olan Hark Adası’ndan Türk tankerlerinin güvenle petrol taşıması operasyonunda yer aldı. İlk büyükelçilik görevini Tahran’da bombardıman altında geçirdi. Hamaney ile görüşmeler yaptı. Moskova Büyükelçiliği’nde Sovyetler Birliği’nin çöküşüne tanıklık etti. NATO merkezinde çalıştı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’ni kurdu. Bugün gündemimizdeki konuların hepsi onun tecrübesi dahilinde! Duayen diplomat Volkan Vural ile beraberiz…
Sene 1984… İran-Irak Savaşı tüm şiddetiyle devam ediyor. Türkiye yine tarafsızlık politikası izliyor. Petrol ihtiyacının büyük kısmı İran ve Irak’tan sağlanıyor. İran petrolünün tankerlere dolumu Hark Adası’ndaki bir terminalden yapılıyor. Ancak Irak uçakları Hark Adası’na giden tankerleri bombalamaya başlayınca Başbakan Turgut Özal, Iraklı yetkililerle Hark Adası’na giden Türk tankerlerinin güvenliği konusunda anlaşıyor. Son derece gizli bu mutabakatın sorumluluğu Dışişleri Bakanlığı’nda bir odada, bir diplomatın omuzlarında…
‘AMİRAL BATTI’ OYUNU GİBİ
Tankerlerin kaptanlarından aldığı koordinat bilgilerini Iraklı yetkililerle paylaşıyor. Operasyonun sorunsuz ilerlemesi için gergin geceler geçiriyor… Türk tankerlerinin vurulmadığını fark eden diğer gemiler konvoylar oluşturuyor. Onları atlatmak için kaptanlarımıza “Durun, motor arızası bildirin” diye taktikler veriyor. Kulağa ‘Amiral Battı’ oyunu gibi geliyor ama aylarca süren stresini gerçek hayatta yaşayan bilir! Karşımda filmlere konu olacak bu operasyonun kahramanı var; duayen diplomatımız, emekli büyükelçi Volkan Vural… Vural, kitabı ‘Olağanüstü ve Tam Yetkili-Bir Büyükelçinin Belleğinde Kalanlar’da bugünlere ışık tutmuş…
‘SEN ÇOK GEZECEK HEP UZAKLARDA ÇALIŞACAKSIN’
Hayat hikâyesini, “Türk diplomatlarının çoğunluğu Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla okumuş, kıt kaynaklarına rağmen çocukların eğitimine özen gösteren orta sınıf ailelerin bireyleridir” diye anlatıyor. Vural, 1941 yılında öğretmen bir anneyle subay bir babanın çocuğu olarak Yalova’da dünyaya geliyor. Yedi yaşında annesini kaybediyor. Çocukluğunun bir kısmı Siirt ve Diyarbakır’da geçiriyor. Diyarbakır’ın meşhur falcısı kehanette bulunuyor, ‘Sen çok gezecek, uzaklarda çalışacaksın’ diyor ama babası işi fallara bırakmıyor; oğlunun eğitimi için büyük fedakârlıklarda bulunuyor… Vural, TED Ankara Koleji’ne yatılı olarak giriyor. Mülkiye’den mezun olduktan sonra 1964 yılında Dışişleri Bakanlığı’na giriyor.
‘BAZI DÖNEMLER FİLM BAZILARI KÂBUS GİBİ’
Edebiyata meraklı olduğu için yazdığı konuşma notlarıyla dikkat çekiyor. Vural, NATO Uluslararası Sekreteryası’ndaki görevinden sonra Ortadoğu ile Ekonomik İlişkiler Daire Başkanı’yken Başbakan Turgut Özal ile yakın çalışma fırsatı buluyor. İlk büyükelçilik görevi Tahran’a oluyor. Onu Moskova Büyükelçiliği izliyor. 40 yıllık diplomasi kariyeri boyunca Münih Konsolosluğu, Bonn Büyükelçiliği, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin Kurucusu ve ilk Genel Sekreteri gibi önemli görevlere bulunuyor. 2006 yılında emekli olan Vural bugün geriye bakınca, “Bazı dönemler film gibi geliyor, bazıları da kâbus gibi!” diyor: “Kıbrıs sorununun hâlâ çözülememesi beni rahatsız ediyor. Barış Harekâtı’ndan sonra fırsat varken çözülmeliydi. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Ermenistan’la diplomatik ilişkiler kurulmamış olmasını da eksiklik görüyorum.”