ATEŞKES OLSA BİLE…
Vural, “Asıl sürpriz Amerika’nın öne çıkması ve İsrail’le tam işbirliği içinde İran’ı bombalaması oldu” diye devam ediyor: “Bunu beklemiyordum. Amerika’nın bir stratejik aklı olduğunu düşünürdüm. Vahim bir yanılgı içine düştüler. İsrail’in İran’a karşı olan tutumu devam ettikçe ve İran, İsrail’in beklediği yönde gelişmediği sürece İsrail bir şekilde İran’a karşı savaş çıkarmak isteyecektir. Ateşkesler olsa da savaşın bir şekilde devamı olasılığı hep gündemde olacaktır. Ancak ABD’nin bundan böyle aynı güç ve hevesle İsrail’i koşulsuz desteklemesi çok zor görünmektedir.”
6- TAHRAN’A YİNE BOMBALAR YAĞIYORDU
Volkan Bey’in ilk büyükelçilik görevi İran-Irak savaşı sırasında Tahran’daydı. Bombardıman altındaki Tahran ona yabancı değil: “İran’a gittiğimizde tarih 1 Ocak 1987’ydi. İslami rejimin kurumsallaşmaya başladığı dönemdi. İran’ın hava savunma sistemleri o zaman da yok gibiydi. Irak uçaklarının attığı bombaların bir kısmı ikametgâhımızın bahçesine de düştü. Rutinleşmişti, sabaha doğru saat 04.00 civarı ve akşam üzerlerinde Irak uçakları gelirdi. Bazen öyle alçaktan uçarlardı ki Iraklı pilotla göz göze gelir gibi olurdum. Humeyni’nin evini arıyorlardı. Bugünkü tahribat çok daha ağır ve telafisi uzun zaman alır. Şii kültüründe ölümü, şehadeti kutsayan bir inanç var. Sabır ve direnç kültürün parçası. Ülkeye aidiyet çok güçlü. Beğenmediği bir rejime karşı olsa da ülkesine yapılan saldırı toplumu birleştiriyor. Dış müdahale ve havadan saldırı yöntemiyle İran’ı teslim alamazsınız.”
HAMANEY’İ NASIL BİLİRDİ
“Ali Hamaney ile o cumhurbaşkanıyken üç kez yüz yüze görüşmüştüm; güven mektubumu sunmaya gittiğimde, Başbakan Özal Tahran’a geldiğinde ve bir özel ziyarette. Son derece nazik ve kültürlü bir insandı. Tercüman gecikince aramızda Türkçe konuşmuştuk. Rejimini, yaptıklarını beğenmeyebilirim ama insan olarak sevdiğim bir insanın ölümüne üzüldüm. Görüşme konumuz rejim ihracıyla ilgili bir sorundu; televizyonda Atatürk’e saygısızlık içeren yayınları şikâyet etmiştim. Oğul Hamaney’i hiç tanımadım ama hiçbir zaman babasının yerini doldurabileceğini düşünmüyorum. Öyle bir ağırlığı yok.”
NELER BEKLİYOR
İRAN: Büyük bir yara aldığı kesin. Savaşta tam bir yenilgiye uğramasa bile rejimin olduğu gibi ayakta kalabilmesi pek mümkün görünmüyor. Önümüzdeki dönemde şekil değiştireceğini düşünüyorum. Rejim toplumun gerisinde kaldı.
İSRAİL: Netanyahu’nun agresif siyonizmi asıl zararını Yahudi halklarına veriyor. Dünyada İsrail’i koruma içgüdüsü azalıyor. ABD’nin kayıtsız şartsız desteği inişe geçti.
TÜRKİYE: Güvenliğimiz açısından endişe duymuyorum. NATO üyeliğimizin önemini daha iyi anladık. Avrupa’nın kendi güvenliğini güçlendirme gereği çok açık. Bu alanda Türkiye ile Avrupa arasında yapıcı işbirliği ortamı var.
DÜNYA: Uluslararası sistem ve hukuk ağır bir darbe aldı. İran ile Körfez ülkeleri arasındaki çatışma mezhep savaşı tehlikesi yaratıyor. Rusya ve Çin bu savaştan karlı çıkan taraflar. Ukrayna savaşı olmasa Avrupa ile Rusya arasında yeni bir işbirliği kapısı açılabilirdi.
SENE 1960’lar Dışişleri Bakanlığı ilk yıllar