Bu öneriyi bir baş aktör yaptı... ‘Cumhurbaşkanlığı makamı Demirel için olmalıdır’
Ilık bir yaz başında hayata gözlerini açan Ahmet Hüsamettin Cindoruk’u, serin bir ilkbahar günü kaybettik.
Koç Hastanesi’nde alt üst katlarda yatan İlber Ortaylı’dan bir ay sonra onu da toprağa verdik. Can dostuydular.
Biliyorduk, ancak ardından yazılıp çizilenlere bakılınca ne kadar büyük bir değeri yitirdiğimizi bir kez daha anladık.
William Shakespeare, “Siyasetçileri görevdeyken değil görevden sonra değerlendirin” diyor. Bu söze istinaden Cindoruk’u değerlendirmek ve anlamak için bundan sonra bolca zamanımız var. Sıcağı sıcağına bir değerlendirme yapalım:
Cindoruk, siyasal yaşamı boyunca tam bağımsız bir politika yaptı.
Güç zehirlenmesi içinde olmadı. Emanete gözü gibi baktı.
Her zaman “Yavuz’a yol açtı”.
Onun için demokratik sağın gerçek lideri, yani Yavuz’u, Süleyman Demirel’di.
1993 yılında ayağına kadar gelmiş cumhurbaşkanlığını da başbakanlık görevini de “Demirel’e rağmen siyaset yapılmaz” diyerek reddetti.
Ancak “Siyaset her zaman kazananla kol kola yürüme sanatıdır” anlayışının tam tersinde olmayı da bildi.
Hiçbir zaman Demirel’in katıksız ‘adamı’ da olmadı.
Öyle ki dönem dönem Demirel ile de hatta Adnan Menderes ile de ters düştü.
Avukatlık mesleğine âşıktı, gerektiği durumlarda yazıhanesine geri dönmeyi bildi.
İşine sarıldı.
Ama ne siyaset onu bıraktı ne de o siyaseti...
Ülke demokrasisinin gelişimi ve hukukun üstünlüğünün savunulması için gerektiğinde cübbesini giydi gerektiğinde il-ilçe demeden mitinglere koştu; bildiri yazdı ve bildiklerini anlattı. Meclis Başkanı seçildiği gün, “Başkanlık görevini, gerçek demokrasinin keyfini ve hoşgörüsünü birlikte yaşayacağımız ölçülerde, tarafsızca yürüteceğim” diyordu.
Öyle de yaptı. Meclis Başkanlığı makamına güç verdi. Sonra mı?
Son nefesine kadar tam bağımsız politika yapmaya devam etti. Bugün de tam bağımsız politika yapacak yeni Cindoruklara ihtiyaç yok mu?
Kesinlikle var!
Yassıada Avukatı, Demokrat Cindoruk, seni çok özleyeceğiz...
Onun en büyük özelliğini de ben açıklamak istiyorum. Kendisi Demirel’le siyaset yapmasına karşın Cumhurbaşkanlığı makamı için kendisine yapılan önerileri reddetmiş, böyle bir makam önce benim için değil Sayın Demirel için olmalıdır demiş ve bu makama Demirel’in seçilmesine etken olmuştu.