Kâğıt üstünde harika görünüyor... Ancak gerçeklikte hiçbiri hayal edildiği gibi olmayabilir. Harvard Business Review (HBR) dergisinde şubat ayında yayımlanan ‘Yapay Zekâ İşi Azaltmıyor-Yoğunlaştırıyor’ adlı dijital makalenin başlığı, yeterli bir ipucu. HBR’ın dijital platformunda, iş dünyasının nabzını tutan makalelerin yanı sıra yayınevi tarafından yaptırılan akademik nitelikteki araştırma ve analizler de öne çıkıyor. Aruna Ranganathan ve Xingqi Maggie Ye adlı iki yazar-akademisyenin yürüttüğü araştırmada, ABD’li bir teknoloji firmasında görevli 200 çalışanın yapay zekâ araçlarına adaptasyon süreci 8 ay boyunca izlenmiş. Haftanın iki günü bire bir gözlemler, 40’tan fazla derinlemesine mülakat ve iletişim kanallarının takibi yapılmış, çarpıcı sonuçlara ulaşılmış.
Peki, yapay zekânın işi azaltması beklenirken yoğunlaştırmasındaki çelişki nereden kaynaklanıyor? Araştırmacılar öncelikle şunun altını çiziyor: Sorun, yöneticilerden çok çalışanların kendi kendilerine yarattığı bir yük durumundan kaynaklı: “Yapay zekâ araçlarının iş yükünü azaltmak bir yana, aksine yoğunlaştırdığını gördük. Çalışanların daha hızlı bir tempoda çalıştığını, daha geniş kapsamlı görevler üstlendiğini ve işi günün daha uzun saatlerine yaydıklarını fark ettik. Üstelik şirket yapay zekâ kullanımını zorunlu tutmamış, sadece bu araçlara erişim sağlamıştı. Çalışanlar yapay zekâ sayesinde ‘daha fazlasını yapmayı’ mümkün, erişilebilir ve hatta tatmin edici buldukları için tamamen kendi inisiyatifleriyle iş yüklerini
artırdılar.”