Çin tufanı kopmak üzere
Ortadoğu’daki savaş nedeniyle enerji piyasasında bu aydan itibaren arz sıkıntısı bekleniyor. Bölgeden çıkan son tankerler ulaşabilecekleri bütün noktalara ulaştılar.
Abluka kararının nasıl uygulanacağını görmek gerekiyor. Hiçbir gemi mi sokulmayacak, açıklar olacak mı henüz detaylar belli değil. Asıl amaç Çin’i de olaya dahil etmek olabilir.
Çin’in 1.4 milyar varillik petrol stoku var, bununla iki-üç ay idare edebilecek.
ABD ise direk petrol kullanımı açısından etkilenmeyecek. Hatta LNG ihracatında dünyanın bir numarasıydı, cayır cayır yüksek fiyattan LNG satacak.
Hürmüz’de abluka nisan sonuna kadar sürerse çok büyük bir problem olmayabilir ama mayıs sonu önemli. Çünkü enerji talebinin arttığı dönem haziranla başlar. Üçüncü çeyrek enerji talebinde önemlidir. Mayıs sonunda abluka bitmemiş olursa gerçek bir petrol arzı sıkıntısından bahsetmek mümkün.
Bana göre abluka ile plan, olayın başından bu yana sessiz kalan Çin’i yorum yapmaya mecbur bırakmak.
Aynen öyle oldu. ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda başlattığı abluka sonrasında Çin yavaş yavaş sessizliğini bozdu. Hatta ‘Trump’ın ablukası, Çin ile gelişmekte olan yumuşama sürecini alt üst etme riski taşıyor’ bile diyebiliriz. Çin Lideri Xi Jinping, Trump’ın adını anmadan yaptığı üstü kapalı açıklamada ablukaya vurgu yaparak dünyanın “orman kanununa” geri dönme riskini göze alamayacağını söyledi. Ardından ekledi, “Uluslararası hukukun üstünlüğünün otoritesini korumak için, işimize geldiğinde kullanıp, gelmediğinde terk edemeyiz.”
Çin için Hürmüz Boğazı’nın önemini geçtiğimiz günlerde bu köşede kaleme almıştım. Körfez ülkeleri en yüksek petrol satışını Hürmüz üzerinden başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine yapıyor. İran’ın arka kapıdan sattığı ucuz petrolün en büyük müşterisinin Çin olduğu da sır değil. Yapılan ihracatın yüzde 90’ı (günde 1.3 milyon varilden fazla) 28 Şubat’ta başlayan Amerikan ve İsrail saldırısından önce Çin tarafından satın alınıyordu.