Mutlaka yerel ürün!
Adana Valisi Mustafa Yavuz basın toplantısında yaptığı konuşmada, tüm belediye başkanlarından sokaklara daha fazla turunç ve narenciye ağacı dikmelerini beklediğini belirterek “Gelecek yıl bir senede kaç ağaç dikildiğini öğrenmek istiyorum. Bu Adana için çok önemli” dedi. Bu cümle, karnavalın yalnızca bir etkinlik olmadığını, aslında bir hafıza meselesi olduğunu hatırlatıyor bizlere. Çünkü portakal çiçeği burada sadece bir koku değil; Adana’nın iklimini, toprağını ve üretim kültürünü temsil eden bir simge. Narenciye ağaçlarının korunup artırılması, bu coğrafyanın gastronomik kimliğini görünür kılmak anlamına da geliyor.
Bu yılki karnavalda 200’den fazla etkinlik vardı; sanat, spor ve kültür... Ama malum bizi daha çok ilgilendiren kısmı yeme-içme. Turizmci ve işletmeci Tayyar Zaimoğlu’nun ilk yıldan bu yana emek verdiği Portakallı Lezzetler Yarışması, aşçılık ve gastronomi okulu öğrencileriyle genç şeflerin katılımıyla gerçekleşti. Ben de ana yemek kategorisinin jüri üyesiydim. Gençlerin yerel ürün kullanmaya gösterdikleri hassasiyet beni mutlu etti. Bazılarının tabağında hikâye yaratma çabası hoşuma gitti; tabii anlamlı hikâye yaratanlar... Ama çoğunun tabağı, ne kadar çok malzeme kullanırsam yemeğim o kadar zenginleşir anlayışıyla hazırlanmıştı. Her zamanki yanılgı... Oysaki az malzeme ama doğru teknikle çok daha çarpıcı tabaklar hazırlanabileceğini öğrenmelerini isterim. Unutmadan, bu yılın kazananı ana yemek dalında yoğurtlu rezene eşliğindeki portakallı içliköfteyle Esra Tekin, geleneksel yemekler dalında turunç ekşili analıkızlıyla Şeyda Tuğal ve tatlı dalında ‘narenciye galaksisi’yle Kuzeyhan Şahin oldu.