Sahne ışıklarının gizlediği hayatlar...
Yeniden sahnelere dönmeden önce eski dostu ve kostüm tasarımcısından kendisi için yeni bir elbise tasarlamasını isteyen bir pop ikonu... David Lowery imzalı ‘Mother Mary’ sanatçılığın iç dünyasında gezinirken mistik alanlara da uğrayan, yer yer teatral ama görsel açıdan güçlü bir çalışma olmuş. Filmi iki isim, Anne Hathaway ve Michaela Coel sürüklüyor.
Bir ‘pop ikonu’ konumundaki Mother Mary geçirdiği trajik kazanın ardından yeniden sahneye dönmek üzeredir. Ama bu süreçte kendini bir boşluğun içinde hisseder ve çareyi Los Angeles’tan uçağa atlayıp Heathrow’a inerek Londra dışında, kırsalda yaşayan eski arkadaşı Sam Anselm’e sığınmakta bulur. Aslında moda tasarımcısı olan ve Mary’nin kariyer yolculuğundaki en önemli yapıtaşı konumundaki Sam’le araları bozuktur. Yıllar önce ilişkileri kopmuş ve Sam cephesi ayrılık acısının izlerini henüz silememiştir.
Anne Hathaway, Mary’de Beyoncé’den ilham aldığını söylüyor. Michaela Coel (soldaki) ise Sam Anselm’de üst düzey
bir oyunculuk sergiliyor.
Mary eski dostundan müzik arenasına geri dönüş yolunda kendisine yeni ve etkileyici bir kostüm tasarlamasını ister. Karşı taraf geçmişin tortuları açısından bu yardım çağrısına pek cevap vermez ama Sam’in stüdyo olarak da kullandığı, gotik tarzı bir mimariye sahip, eski ahırdan bozma devasa mekânda geçirdikleri zaman diliminde hem bir yandan tozlu defterler aralanacak hem de kostümün ortaya çıkması için harekete geçilecektir...
Kariyerinde ‘Ölümsüz Aşk’ (Ain’t them Bodies Saints/2013), ‘Pete ve Ejderhası’ (Pete’s Dragon/2016), ‘A Ghost Story’ (2017), ‘İhtiyar Adam ve Silah’ (The Old Man&the Gun/2018) ve ‘Yeşil Şövalye’ (The Green Knight/2021) gibi hatırı sayılır adımları olan David Lowery’nin imzasını taşıyan ‘Mother Mary’ bir ‘diva’nın en yakını kimliğine sahip eski moda tasarımcısıyla buluşup aralarındaki buzları eritirken dengenin iki kutbundaki ana karakterlerin iç dünyalarına uzanan, oralarda gezinen ve bu süreçte yer yer ‘spiritüel’ duraklara da uğrayan bir çalışma.