HER ÇÖKÜŞTEN ÖNCE OLDUĞU GİBİ! ABD YETERSİZLİĞİNİN FARKINDA MI?
ABD, tüm dünyadaki saldırgan tutumunu yetersizliklerinin farkında olmadan sergiliyordu. Yani ‘bilmez, bilmediğini bilmez’ denebilecek o çaresiz ve kötü sonun kıyısına koşuyordu. Her saldırganlık borç yığınlarını büyütüyor, ABD NATO’dan çekilmeyi vazgeçemeyeceği saldırgan tutumunun yanında güçsüzleştiği için de istiyordu. NATO’nun dağılması durumunda ise Türkiye’nin yeni askeri anlaşmalar için ayak bağlarından kurtulması söz konusuydu. Bu durumda komşu Rusya ile sıkı ilişkiler kurmak, Türkiye için bir avantaj olabilirdi. Peki ama ilk adım nasıl olmalıydı? E. Tümamiral Cem Gürdeniz ABD’nin NATO’dan çıkması ve İsrail Türkiye ilişkilerinin gerginleşmesi durumunda Rusya ile halen mevcut olan ileri enerji, ekonomi ve siyasi iş birliğinin askeri alan seviyesine de yükseltilmesinin faydalı olacağını değerlendirdiğini söyleyerek ekliyor: "Rusya ile S 400'ler ile başlayan hava savunma füze sistemleri, hipersonik füze, ileri seviye SİHA teknolojileri alanında iş birliği alanları yaratılabilir. Ancak bir denizci olarak en önemli iş birliği alanının Hindistan Rusya ilişkilerinde örneklendiği üzere nükleer atak denizaltı (SSN) tahrik sistemlerinde iş birliği alanlarının geliştirilmesini isterdim. Türkiye’nin Akdeniz’de nükleer tahrikli denizaltı sahibi olması ve o seviyeye gelene kadar kiralayarak (Önceden Hindistan’ın yaptığı gibi) nükleer atak denizaltı işletmesi dahi tüm dengeleri değiştirir" diye anlatıyordu.Tümamiral Gürdeniz, ABD’nin yetersizliğinin temelinde yatan sebepleri de şöyle sıralıyor:TÜRKİYE’YE SALDIRIRLARSA HANGİ ÜLKE NEREDE DURACAK? TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN GÜCÜ
Dünya tarihi Üçüncü Dünya Savaşı'nı yani Çin, Rusya ve ABD’nin fiilen çatışma dönemine girdiği ya da Türkiye bir gün İsrail ve ABD ile karşı karşıya gelirse, dünyanın geri kalanının alacağı tavır merak ediliyordu. Türkiye ‘yalnız’ kalır mıydı? Yoksa Türkiye’nin mücadelesi, Rusya ve Çin gibi güçlerin lehimize iş birliklerini de beraberinde getirir miydi? Tümamiral Cem Gürdeniz bunu NATO’dan çıkmak için her gün yeni bir söylem ve hamle yapan ABD’ye de dikkat çekerek şöyle anlatıyor:
“İsrail'den ve ABD'den Joe Kent gibi Trump karşıtı şahsiyetlerin İsrail-Türkiye çatışmasına ABD'ye yer almak için NATO'dan çıkacak söylemi tamamen retoriktir. Böyle bir çatışma ABD, NATO'da olsa bile zaten söz konusudur. ABD, NATO'da olduğu halde Türkiye'ye, gerek PKK ile mücadele, gerek Kıbrıs'taki Rum silahlanması gerek Türkiye'nin Yunanistan'da Dedeağaç’tan Girit'e kadar kuşatılması gerekse Türkiye'nin jeopolitik çıkar alanlarında Ankara’nın aleyhinde faaliyetler gösterdiği zaten tarihte kayıtlı. Bunun için NATO'dan çıkmasına zaten gerek yok. Eğer İsrail Türkiye'ye saldırırsa NATO'nun 32 ülkesinin 31’i zaten İsrail'in yanında duracaktır. Çünkü ABD'nin şu an var oluş nedeni esasında İsrail'in sürekliliği içindir. Bugün Gazze katliamı ve vahşi İran saldırısı sonrası pek çok düşünür, pek çok eski Amerikalı asker ile diplomat İsrail'in şu an ABD'de Kongre, Senato, medya, akademi dünyasında ne kadar etkili olduğunu, sadece 28 Şubat Savaşı'nın bile Siyonist etki ile başladığını anlatıyor. O nedenle İsrail Türkiye Savaşı aynı zamanda Türkiye ABD Savaşı'dır. Bunu net söyleyelim. Benim düşüncem, bu savaşın Türkiye'nin önünü açacağı şeklindedir. Eğer böyle bir süreç başlarsa Türkiye böyle bir krizde 80 yıl önce üyesi olduğu, güvenlik mimarisinden çıkarak kendi güvenlik mimarisini oluşturur. Burada bir ittifaka girmeden sadece Çin'le Rusya'yla ikili, askeri işbirliği anlaşması yapması bile yeterli olur. Zaten NATO'nun Trump ve MAGA ekolünün ABD’nin Avrupa’ya askeri desteğini çekeceğini her koşulda söylüyor ve hatta bunu gerek Ulusal Güvenlik Strateji ve Ulusal Savunma Stratejisi belgelerinde açık açık yazdılar. Büyük bir savaş bugün çıksa ABD, NATO’ya gereken lojistik desteği sağlayacak durumda değil. Aynı anda Çin Pasifik’te kriz çıkarırsa ya da Hürmüz’de yeni bir kriz ortaya çıkarsa dağılırlar.”