EĞİTİM EVDE, ÖĞRETİM OKULDA BAŞLAR
Önce şunu söyleyelim, eğitim evde, öğretim okulda başlar. Bunun tersi olması tercih edilmez. Ancak, öğretmenin itibarı düşünce veli de ona saygısızlık etme cesareti buluyor. Oysa bir öğretmen haftada 25-30 saat ayakta ders veriyor. Öncesinde bu dersi vermek için hazırlık yapıyor. Teknoloji dünyasına doğan, bir tuşla her şeye ulaşan dikkat eksikliği problemi olan onlarca çocuğa aynı anda bir şeyler öğretmek için çaba harcıyor. Yani o sınıflarda öğretmenler onlarca çocuğa bir yandan bilgi aktarırken, diğer taraftan da onların ruh halini anlamaya çalışıyor.
VELİYE SINIR KONUR, AMA İLETİŞİM KOPARILMAZ
Adına her ne derseniz deyin ‘helikopter aile’, ‘kaplan anne’ öğretmenin, okulun veli ile işbirliği içinde olması şart. Tabii ki sınır gerekli. Hele de bu tür ‘aşırı’ ilgili ailelere şart. Anne babayla iletişim kurmadan, çocuğu anlamadan verilen ders, öğretim değil, aktarımdan ibaret kalır. Bazı okullarda hala süren 'sınıf anneleri' uygulaması yoluyla da veli iletişimi kurulamaz. Hele de tüm hırsların, ihtirasların, intikam duygularının arenası haline gelmiş WhatsApp grupları da çözüm için hiç doğru yer değildir. Çocukta görülen yanlışların, hataların sorumlusu da ne okul, ne öğretmendir.
AİLE OKULA ÇAĞRILDIĞINDA GİTMELİ
Tamam çocuklarımız en kıymetli varlıklarımız ama bizler aileler olarak okula ancak öğretmen ya da okul yönetimi çağırdığında gitmeliyiz. Bunun için önceden planlanlanmış veli toplantıları düzenlenir. Okulun belirlediği çerçevede ve zamanda bu buluşmaların olması çok yararlı. Burada da bazen roller değişir. Öğretmen çocuğun kişisel, akademik durumunu veliye aktararak onun gelişimi ile ilgili ipuçları verir. Ancak, veli bu tür toplantıları hesap sorma ortamına dönüştürürse işte orada sorun başlar. Paldır küldür okula, sınıfa girerse o zaman sıkıntı başlar.